Anti-aging iksiri’ni ünlü kalp uzmanı Mehmet ÖZ ABD’de bir TV’de açıkladı.Gençlik İksiri sekiz farklı sebzeyle hazırlanıyor.Süper Gençlik İksiri TV’de gösterildikten sonra Amerika’da moda haline geldi.Gençlik İksiri’nin en büyük özelliği bağışıklık sistemini güçlendirmesidir.
Tarifi ise şöyle: 2 kase ıspanak,2 salatalık,1 kereviz,4/1 çay kaşığı zencefil kökü,maydanoz,2 elma, 1 tutam ıhlamur, yarım limon.
Hazırlanışı: Ispanak iyice yıkanıp karışımın içine çiğ olarak konuluyor.Bunları karıştırıp iyice hazırladıktan sonra bu iksir günde 3–4 bardak içilmeli.Mehmet öz’e göre dopping etkisi yapan bu formül asla kilo aldırmıyor.Bu iksirin içindeki Anti oksidan deposu insanlara sağlıklı,kilosuz bir hayat keşfettiriyor. Bu karışım her yaştaki insanlar için uygundur.Beslenme ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılıyor. Bu iksiri diyet yapanlarda içebilir.
20 Şubat 2008 Çarşamba
MEHMET ÖZ GENÇLİK İKSİRİNİ AÇIKLADI
Etiketler: anti oksidan, anti-aging, diet, dopping, hayat, ıhlamur, kalp kası, kilo, mehmet öz, sağlık, Salatalık maskesi, Zencefil
18 Şubat 2008 Pazartesi
cinsel ilişki ile geçen hastalıklar
Erkek cinsel organlarına cinsel ilişki yolu ile çeşitli mikroplar girebilir. Bu mikroplar vücutta üredikten sonra hastalık ortaya çıkarırlar. Hastalık bazen birkaç gün içerisinde akıntı, idrar yolunda yanma gibi şikayetler ile ortaya çıkarken, bazıları sinsice ilerler ve geç belirtilerle ortaya çıkarlar. Çok çeşitli olan bu hastalıkların birçoğunun tedavisi mümkündür. Bunun için bu tip bir şüpheli ilişki yaşanmışsa bir Üroloji uzmanına gitmek gereklidir. Bazı hastaların kulaktan dolma bilgilerle ve kendiliğinden uygun olmayan ilaç almaları sonucunda kolayca tedavi edilebilecek bu mikroplar, ilaçlara direnç kazanmakta ve tedavi zorlaştırmaktadır. Unutulmaması gereken bir nokta da bu tip bir ilişkiden sonra eşiyle birlikte olan erkekler mikrobu eşine de bulaştırmakta ve kendileri tedavi olsa da eşleri tedavi olmadığı için eşinden tekrar mikrop kapmaktadır. Bu nedenle, böyle durumlarda eşlerinde Kadın Doğum uzmanı tarafından tedavi edilmesi gereklidir. Ancak en önemli tedbir bu tip şüpheli ilişkilerde prezervatif ile korunmaktır. Artık çeşitli uluslardan insanların kolayca bir arada olabildiği ülkemizde çok çeşitli ve tedaviye dirençli mikroplar mevcuttur ve bu nedenle de korunma çok önem taşımaktadır. Eğer bu tip hastalıklar iyi tedavi edilmezlerse ve tekrarlarsa erkeklerde idrar yolu darlığı, kısırlık gibi ciddi hastalıklara; kadında da çok ciddi kadın hastalıklarına neden olabilirler.
menopoz belirtileri
Ateş basmaları,terlemeler,hatırlama güçlükleri,kontrasyon bozuklukları,depresyon ve libido kaybı gibi psikolojik sorunlar, vaginada kuruluk,kemik yoğunluğunda azalma,meme dokusu kaybı,ciltte incelme,cinsel ilişkide ağrı,sık idrara çıkma ve tuvalete zor yetişmedir. Adet düzensizlikleri ve nadiren aniden adet kesilmesi meydana gelebilir. Menopoz kelime anlamı son adet demektir.Genellikle menopoz olarak bilinen klimakterium, östrogen üretiminin giderek azalıp sonunda bittiği belirtilerin görüldüğü zaman dilimidir. Menopoz genellikle 45-55 yaşları arasında olur.
Belirtiler hormon replesman tedavisi ( yerine koyma )-HRT- ile kesilebilir. Bu östrogen ve progesteron kombinasyonu olabileceği gibi hastanın rahmi alınmıssa sadece östrogen ile de yapılabilir.HRT ağızdan alınan tablet, buruna sıkılan spray, cilte sürülen krem veya yapıştırılan bantlar ya da vaginal fitillerle uygulanabilir.
HRT ilaçlarının çoğuyla hasta kullandığı sürece adet görür ama kanama yapmadan hormon replesman tedavisi yapan ilaçlar veya tedavi planları mevcuttur.Bunu planlarken hasta ile danışarak karar vermek yada hekimin insiyatifine kalmış bir karardır.
Etiketler: akıntı, hastalıklar, kadın, Kadın Sağlığı, kadınlar, menopoz, menopoz belirtileri, menopoz dönemi, menopoz hastalığı, sağlık, vajinal akıntı
Bebek emzirme
Meme dokusu, yağ ve bağ dokusu ile desteklenen memenin süt yapımını sağlayan kesecik ve kanallardan oluşur.
Kesecikler ve kanalcıklar üzüm salkımı şeklinde kümeler teşkil ederler ve sonra kanalcıklar geniş süt kanallarına dökülürler. Bu geniş süt kanalları her bir ana bölgenin (lob) süt salgısını toplar. Her bir memede bu loblardan 15-20 adet vardır ve bunların kanalları genişleyerek meme başına ulaşır ve dışarı açılırlar.
Bu süt yapıcı sistemin büyümesi pek çok hormonal etkene bağlı olarak iki aşamada oluşur. Ergenlik ve gebelik döneminde gerçekleşen bu aşamalarda özellikle gebelik sırasında östrojen, progesteron ve prolaktin hormonlarının aşırı miktarda artmalarına bağlı olarak memenin süt yapan (glandüler ) dokusu artmaya başlar, kanallar uzar, dallanır ve süt yapan kesecikler büyür. Buradaki epiteller yağ damlacıklarıyla yüklenir ve işte bu ilk oluşan süte yağdan zengin olduğu için kolostrum denir. Süt salgılanması progesteron etkisi ile baskı altına alınır. Doğumla birlikte hızla östrogen ve progesteronun ortadan kaybolması ile süt salgısı başlar. Sütün memeden fışkırması emme olayının negatif basıncına bağlı değildir. Arka hipofizden salınan oksitosin hormonununu kan yolu ile keseciklere ve kanallara ulaşarak miyoepitel hücrelerinin kasılmasını sağlar. Bu etki sütün ana kanallardan meme başındaki açıklıklara doğru fışkırmasına neden olur. Bu hormon aynı zamanda lohusalarda rahmin kasılıp küçülmesini de sağlar. Sütün devamı için prolaktin, sütün sağılması içinse oksitosin hormonu gereklidir.
Etiketler: bebek emzirme, emzirme sorunları, hormon, kadın sağlık, meme, nedeni, nedenleri, sağlığı, sağlık, sistem, süt, tedavisi
Böbrek yapısı ve işlevi
Böbrekler bel omurunun her iki yanında yer alırlar. Erkeklerdeki ağırlığı 125-170 gr, kadınlarda 115-155 gr arasında değişir. Boyu 11-12 cm, kalınlığı 2,5-3 cm, eni 5-7,5cm’dir.
Böbreklerin başlıca iki işlevi vardır:
1- Vücutta metabolizma soncu oluşan zararlı ürünlerin atılmasını sağlar.
2- Vücut sıvılarının içerdiği maddelerin pek çoğunun yoğunluğunu kontral ederler. Bu sayede vücudun su, tuz, asit, ürela kan yapımı, kemik gelişmesi ve kan basıncının düzenlenmesini sağlarlar. Vücudun tüm organ sistemleri arasında düzenli çalışmasını ayarlarlar.
Her iki böbrek birlikte yaklaşık olarak 2.400.000 nefron ihtiva ederler. Nefron kanın süzüldüğü glomerül ve devamı olan tüplerden oluşur. Nefronun asıl görevi kanın böbrekerden geçişi esnasında içindeki istenmeyen
maddeleri temizlemektir.
Temizlenmesi gereken maddeler özellikle üre, kreatinin, ürik asit gibi metabolizmanın son ürünleridir. Ayrıca Sodyum, Potasyum, Klor gibi iyonların gerektiğinden fazlası uzaklaştırılır.
Kan gromerül içinden geçerken önemli bir kısmı nefron tüpleri içine süzülür. Bu süzüntü içinde vücut için gerekli olanlar emilirler (suyun büyük bir kısmı, aminoasitler, glukoz, vitaminler) istenmeyen maddelerin bir
kısmıda tüp içine salgılanır. Bu sızıntı, kırmızı kan hücresi ve protein ihtiva etmez. Süzülme, geri emilim ve salgılınım işlemleri sonunda nefronda oluşan idrar toplayıcı kanallara, böbrek papillalarına ve üreterlere boşalır.
Sağlıklı tek böbrek vücudun tüm gereksinimini karşılayabilir.
Kreatinin klerinsi böbrek çalışmasının iyi bir göstergesidir. Günlük idrar
miktarı, kreatinin kan ve idrardaki yoğunluğu ölçülerek hesaplanır.
Evde Diz Rehabilitasyonu
Diz yaralanmasında ya da ameliyatından sonra, sporu ve günlük işlerinizi eskisi yapabilmeniz için bacağınızı kuvvetlendirmeniz gerekir. Bunu evinizde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ancak aşağıda tarif edilen alıştırmalara başlamadan önce şu noktalara dikkat ediniz:
· Aşağıda gösterilen alıştırmalar bacak ve uyluk kaslarınızın kuvvetini geliştirmek içindir. Tam bir diz rehabilitasyonu için kuvvet çalışmaları yanı sıra dayanıklılık, esneklik, kalp ve akciğer dinçliğini kapsayan alıştırmalara da yer verilmelidir.
· Her alıştırma her yaralanmaya iyi gelmeyebilir. Doktorunuza hangi hareketlerden kaçınmanız gerektiğini danışın. Alıştırmalar sırasında ya da sonrasında ağrınız artacak olursa alıştırmalara ara veriniz.
· Genelde alıştırmalarınız gün aşırı yapınız. Bu, bacak ve uyluk kaslarınızın kendini toparlamasına izin verecektir.
· Aşağıdaki alıştırmaları ne miktarda yapacağınız bünyenize bağlıdır. Bedeniniz bu biçimdeki yüklenmelere alışık değilse, 6 ile 12 tekrarı içeren bir setle başlayınız. Gücünüz artıkça set sayınızı dörde kadar artırabilirsiniz. Setler arasında 1-2 dakika aralar verebilirsiniz. Zamanla bu da yetersiz gelirse, bir sette bulunan tekrar sayısını artırabilir ya da verdiğiniz araların sürelerini azaltabilirsiniz ya da alıştırmayı zorlaştırabilirsiniz. Yaralanmamanız için her zaman yavaş yavaş alıştırma yükünüz artırınız ve bedeninizi de dinleyiniz (ağrı, şişme vb). Alıştırmalar sırasında ağrınız olacak olursa, alıştırmayı kesiniz.
· Alıştırma programınıza ilişkin not tutunuz. Bu, hem Size ilerlemeniz hakkında bilgi verecek, hem de Sizin alıştırmalarınız yapmanıza yardımcı olacaktır.
| Şekil1:Sırtınızı duvara yaslayınız. Dizinizi büküp, gerdirerek sırtınızı duvar boyunca kaydırınız. | |
| Şekil 2: Merdiven çıkma. Yaralı bacağınızı basamağın üzerine koyunuz ve yavaşça basamağın üzerine çıkınız. | |
| Şekil 3: Tek bacaklı çömelme. Sağlam tarafınızı geriye doğru uzatıp, basamağın üzerine koyunuz. Yaralı dizinizi büküp, gerdiriniz. Diziniz ayağınız hizasında olmalıdır. | |
| Şekil 4: Diz üstünde geriye doğru yaslanma. Her harekette 10 sn konumunuzu koruyunuz. | |
| Şekil 5: Diz üstünde öne doğru yaslanma. Ayaklarınız bir yerde sabitlenmiş olsun. Bu konumu 10 sn koruyunuz. | |
| Şekil 6: Öne adımlama. Yaralı dizinizi öne doğru getirip, 90 derecede bükünüz. Diz ayak hizasında olmalıdır. Arkada kalan dizinizi yere yaklaştırmaya çalışınız. Bu alıştırmayı her iki tarafınızla yapınız. | |
| Şekil 7: Yana adımlama. Yaralı dizinizle yana doğru adım atınız. Diziniz ayak hizasında olsun. Bu hareketi her iki dizinizle yapınız. | |
| Şekil 8: İp üzerinden atlama. Bitişik ayaklarla, yere serilen ip ya da yerde bulunan bir çizgi üzerinden yana doğru atlayınız. |
Protein
Yumurta ile yapılacak protein tedavisi hemen hemen her tür saç için uygundur. İki yumurtayı çırpın ve içine yavaş yavaş bir çorba kaşığı zeytinyağı, bir çorba kaşığı gliserin, bir çorba kaşığı sirke (mümkünse elma sirkesi) ilave edin. Saçınızı bir kez şampuanladıktan sonra saçlarınıza bu karışımı sürüp 15-20 dakika bekleyin. Saçlarınızı iyice duruladıktan sonra saçlarınızın çok kısa sürede canlandığını fark edeceksiniz
Etiketler: anne, Bakım, bebek, belirtileri, Cinsellik, estetik, kadın, Kadın Sağlığı, kasık, mineral, nedenleri, protein, sağlık, sağlık sitesi, tedavi, tedavisi, vajinismus, vitamin
yağlı karma kuru ciltler ve bakımı.
Cildimizin bakımı ve tedavisi için gerekli malzemeler cilt türümüze bağlıdır. Bu sebeple her şeyden önce cildimizi tanımamız ve cildimize uygun bakım uygulayıp doğru ürünleri kullanmamız gerekiyor. Cildin türü, cilt dokusuna, rengine ve durumuna göre belirlenir. Koyu, esmer, buğday, sarı, beyaz gibi cilt renkleri cildin dokusunu etkiler. Cildin dört dokusu vardır: Yağlı, kuru, dengeli (normal) ve karma. Cildin durumu diye bahsedilen ise cildin hassas ya da pürüzlü olmasıdır. Bütün bunları göz önünde bulundurarak cildin türüne karar verebilmek için yüzümüzü iyice temizledikten sonra güçlü bir ışıkta bir büyüteçle incelememiz gerekir. Yağlı Ciltler Yağ bezlerinin fazla sebum çıkarması cildimizin yağlı olmasını sağlar. Aşırı sebum salgılanması daha çok koyu renkli ciltlerde görülür. Ancak kimi zaman açık renk bir cilt de bu yüzden soluklaşabilir.
Yağlı ciltlerin derileri kaba, gözenekleri açıktır ve daima parlar. Bu tip ciltlerde çoğu zaman siyah noktalar, sivilceler çıkar, akne görülür. Yağlı cilt diğer cilt tiplerine göre daha uzun süre genç kalır, daha az çizgilenir, genellikle yaş ilerledikçe daha da çok güzelleşir. Ciltten bütün yağı almaya kalkışmak bezlerin daha çok çalışmasına yol açar. Bunun için sadece yüzeydeki yağların alınmasına çalışılarak bezlerin daha fazla çalışmasını önlemek gerekir. Sert sabunlarla, losyonlarla cildi temizlemeye kalkışmak, çoğu zaman epiderm denilen üst derinin kuruyarak pul pul kabarmasına yol açar.
Karma Ciltler
Yağlı ve kuru arasında kalan ciltler karma ciltlerdir. Bu cilt tipi çoğu kez, dengeli normal cilt tipiyle karıştırılır. Oysa dengeli cilt tipinde yüzünüzün her yerindeki nem ve yağ oranı aynıyken, karma ciltlerde yağ, alın, burun ve çene çevresinde yoğunlaşır. T şeklindeki bu hat, yağ çıkarır; geri kalan kısım yani yanaklar ve göz çevresi çok kurudur. Bu tip cildin yağlı ve kuru kısımları ayrı ayrı bakım ister. Bu yüzden karma ciltlerin bakımı diğer cilt tiplerine oranla daha zahmetlidir.
Dengeli (Normal) Ciltler
Yağı, nemi, asidi birbirine uyumlu olan cilt, dengeli cilttir. Bu cilt tipi ideal olmakla birlikte az bulunur. Bu tür cildin dokusu çok düzgündür, gözenekler hiç belli olmaz. Dokunulduğu zaman ele pürüzsüz gelir; ne ıslak ne de yağlıdır. Yalnız bu tür ciltler, kimi zaman özellikle mevsim dönümlerinde kuruma eğilimi gösterirler. Böyle zamanlarda cilde, kaybettiği nemi tekrar kazanması için bakım yapmak gerekir.
Kuru Ciltler
Suyun uçması, yağ bezlerinin yeterince çalışmaması ve yaşlanma, cildin kurumasına neden olur. Bu durum açık ten renkli kadınların %85\’inde görülür. Cildin dokusu genellikle düzgündür ve gerginlik hissedilir. Kuru ciltler çabuk çatlar, pul pul olur ve soyulur. Genç yaşlarda bile göz ve ağız çevresinde çizgiler, kırışıklıklar görülebilir. Bu duruma sebep olan diğer etkenler ise, cilt tipine uygun olmayan kozmetikler, sert sabunlar, güneş, rüzgar, kaloriferli evler ve havalandırma tertibatları gibi dış etkenlerdir. Kuru cildi korumak için yapılacak en doğru şeylerden biri, yüzün neminin uçmasını engelleyerek su kaybını önlemektir. Bu yüzden kuru ciltlerin yağ eksikliğini gidermek için kremlerle takviye gerekir.
cilt sağlığı için öneriler
Çok az rastlanan normal cilt, ne yağlı ne de kuru bir cilttir. Ama bu durumdaki sağlıklı cildin bakımı da en az sağlıksız, kuru, hasta cildin bakımı kadar önemlidir. Temizleme Su cildin temizlenmesinde kullanılır ama cilt için yararlı bir madde değildir.
Kuru cilt temizliğinde, içinde mineraller bulunmayan bazı kaynak suları cilt bakımı için yararlıdır. Sıcak su, içinde yağ ve asit bulunan hücrelerden meydana gelen cildin hücrelerinin şişmesine sonra dökülmesine sebep olur.
Sabunlar özellikle de içinde sodyum ve potasyum bulunan sabunlar yine bu koruyucu tabakayı yok ederler. Bu yüzden cildi temizlerken çok fazla sabun ve su kullanmamak gerekir.
Normal bir cildin suyla sabunla yıkandıktan sonra doğal koruyucu tabakasını oluşturabilmesi için, cilt temizliğinin üzerinden üç buçuk saat geçmesi gerekir. Bazı durumlarda bu süre daha da uzun olabilir.
Koruma
Normal cildin de soğuğa, sıcağa, kuru havaya karşı korunması gerekir. Bu sebeple kış aylarında cildi kremlemek, kaybettiği nemi kazandırmak; yaz aylarında güneşin etkilerini azaltacak bakım uygulamak cildi koruyan tedbirlerdir. Bakım Normal cildin genç ve sağlıklı kalması için kremler kullanılabilir. Normal cilt tipine sahipseniz yüzünüze her gece krem süreceğinize, her ay birkaç günlük kürler uygulayabilirsiniz. Belli aralıklarla yapılması gereken cilt bakımı cildinizi canlandırıp yaşlanma etkilerini en aza indirecektir
cilt ürünleri, cilt güzelliği için.
Cilt tipiniz nasıl olursa olsun dış etkilerle meydana gelen kurumaları, kırışıklıkları ya da kötü görünümleri yok etmek için kozmetik takviyeler gerekir. Ancak bu bakımın nasıl ve ne ölçüde olacağı cilt tipiyle orantılııdır. Özellikle özen gösterilmesi gereken iki cilt tipi vardır:
Hassas ciltler ve kusurlu ciltler. Hassas Ciltler Cilt çok düzgün dokulu, saydam; üst tabaka ise özellikle ince ve hassastır. Hassas ciltler hem iç hem de dış etkenlere tepki gösterirler. Bu tür ciltler güneşten, rüzgardan, duyulardan, besinlerden, içkiden etkilenirler. Bu cilt tipine sahip olan kadınlar, ciltlerine özen göstermeli ve kuru ciltler için üretilen bakım kremlerinden ve koruyucu yağlardan kullanmalıdırlar. Ayrıca hassas ciltlerin allerjik bir cilde sahip oldukları da göz önünde bulundurulmalı ve bakım ürünleri bu doğrultuda seçilmelidir.
Kusurlu Ciltler Genellikle bu durum çok yağlı ciltlerde görülür. Cildin çok fazla sebum salgılaması sebebiyle ciltte yağ birikimleri oluşur. Gözenekler tıkanır ve cilt yüzeyinde siyah noktalar, sivilceler ortaya çıkar. Bu cilt tipinde sivilcenin yanı sıra akne de çok sık görülebildiğinden özel bakım uygulanmalıdır. Sivilce ve akneleri kurutacak, ciltteki yağı dengeleyecek ilaç ya da krem kullanmak gerekir.cilt güzelliği için şifalı bitkiler.
Şifalı Bitkilerin Cilde Etkileri
Pek çok ev yapımı kozmetiğin etken maddeleri bitkisel kökenlidir. Bu bitkilerin çok önemlibir bölümü yüz yıllardır kendilerini çok yönlü olarak kanıtlamışlardır. Ayrıca son elli yıl içinde bitkiler üzerinde yapılan araştırmaların sonuçları dafevkalade olumlu çıkmıştır. Aşağıda tanıtılan bitkiler, güzellik bakımına en uygun olanlarıdır:
-Atkuyruğu: Bitki, içerdiği bol miktarda silisik asitsayesinde, cilde yeni bir esneklik kazandırır. İrin toplayan sivilcelerin tedavisinde kullanılabilecek en etkili dezenfekteilacıdır.
-Aynısafa çiçeği: Cildi temizler ve kendini yenilemesini destekler. İltihaplanmaları önler ve yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Aynısafa merhemi de yaraların iyileşmesinde önemli rol oynar.
-Sarı kantaron: Yatıştırıcıdır.Özellikle kuru ve çatlak cildi rahatlatır ve iyileşmeyi hızlandırır.
-Ceviz yaprağı: Yağlı ve temiz olmayan ciltlerde veyağlı saçlarda kullanılabilir.
-Ebegümeci: Basit yaraların çabuk iyileşmesini sağlar. Cildi düzgünleştirir ve kuru deriye kadife yumuşaklığı kazandırır.
-Civanperçemi: İltihaplanmaları önler,krampları çözer ve dezenfekte eder. Özellikle sağlıksız ve iltihaplı ciltte başarıyla kullanılabilir.
-Gülyağı vegülsuyu: Cilde canlılık kazandırır ve gerginleştirir.
-Ihlamur: Cilt dokusunu güçlendirir ve yeni hücre oluşumunu destekler. Kuru ve duyarlı ciltler için uygundur.
-Isırganotu: Cildin kan dolaşımınıhızlandırır. Yağlı saçlara ve kepeğekarşı kullanılabilir.
-Kekik: Dezenfekte gücü çok yüksektir. Özellikle sağlıksız ve iltihaplanmaya yatkın ciltler için önerilir.
-Oğulotu/Melisa: Limon kokulu bu bitki, sinir sisteminin yanı sıra cildi genel anlamda yatıştırır.
-Mayıs papatyası: Bu klasik güzellik bitkisi, iltihaplanmayı önleyici ve yatıştırıcı etkileriyle, özellikle problemli ve duyarlı ciltler için çok önemlidir.
Ağız ve diş Sağlığı nasıl korunur
Ağız ve Diş Sağlığı Nasıl Korunur?
Diş hastalıkları ve diş sağlığının korunması açısından erken tanı çok önemlidir. Bu nedenle yılda en az iki kez diş hekimine muayene olunması önerilir.
Diş çürümelerinin önlenmesinde sularda yeterli flor olması, düzenli olarak dişlerin fırçalanması, diş ipi kullanılması, aşırı tatlı ve şekerli yiyeceklerden olabildiğince kaçınma bunlar yendiğinde mutlaka dişlerin fırçalanması, diş hekimi kontrollerine gidilmesi temel uygulamalardır. Diş eti hastalıklarının önlenmesinde de diş fırçalama ve düzenli diş hekimi kontrolleri önemlidir.
Dişlerde gelişim bozuklukları varsa erken dönemde özel diş hekimliği dallarında uzmanlaşmış birimlere başvurularak gerekli tedavi sağlanmalıdır.
Aşırı asitli ve şekerli yiyecekler mikroorganizmaların etkisini artırır. Dişler sert cisimlerle karıştırılmamalı, fındık, ceviz vb. kabuklu yiyecekler dişlerle kırılmamalıdır. Bunlar diş minesinin çatlamasına ve bakterilerin etkisinin artmasına neden olur. Diş minesinin koruyucu etkisi ortadan kalkar.
Sağlık önerileri
Sigara, tatlılar, börekler…bunlar hem cildinizi bozar hem de sağlığınızı. Teninizin tazeliğini koruması, moralinizin de iyi olması için size yararı dokunmayan bazı eski alışkanlıklarınızdan kurtulmanın zamanı geldi artık. Suyun içinde saatlerce banyoda kalıyorsunuz Banyonun içine suyu doldurup bir güzel dinlenip rahatladığınız bu anı dünyada hiçbir şeye değiştiremezsiniz değil mi? O zaman size sıcak bir banyonun cildi gevşettiğini, kan dolaşımını yavaşlattığını, selülit için uygun ortam yarattığını, kalbi zayıflattığını hatırlatmamız gerekiyor. Tabi böylece canlılığınızı etkilediğini de… Banyonun dinlendirici olduğu gerçektir ancak banyo fazla sıcak olmamalı ve içinde uzun süre kalmamalısınız. Isı en fazla 38 derece olmalı, banyoda kalma süreniz de 15 dakikayı geçmemelidir. Banyoya girmenin en uygun zamanı da gece yatağa yatmadan öncedir.
Banyodan çıkmadan önce, bacak ve ayaklarınızı soğuk su ile duş yapın. Duşun ne denli yararlı olduğunu anımsatmamıza gerek yok sanırız. İyice dirileştirici güçlendirici olması için, duş yapmaya ılık suyla ayaklarınızdan başlayıp yavaş yavaş bedeninizin yukarısına çıkın. Duşu belkemiğinizde, yukarıdan aşağı gezdirerek sırtınıza tutun. Ve eğer cesarateniz varsa duşunuzu soğuk su (en çok 30 saniye) ile bitirin.
Hiç sütyen kullanmıyorsunuz
Eğer göğüs çevreniz 80 cm’den az ise göğüs bakımınıza özen göstediğiniz sürece size bir diyeceğimiz yok. Ama göğüs çevreniz bunu aşıyorsa dikkat etmezseniz göğsünüz gerginliğini ve diriliğini yitirebilir.
Yaz günlerinde yüzerken ve güneşlenirken sütyen takmanız gerekmez. Ama sonra hemen takın. Özellikle de, spor yaparken. Göğüslerinizin çok nazik olduğunu unutmayın, bu yüzden onların güzelliğini korumaya özen gösterin ve göğsünüze, duş ile yuvarlak çizerek bol bol su püskürtün.
Saçlarınızı hergün yıkıyorsunuz
Saçlarınızı hergün yıkadığınız yetmiyormuş gibi daha temiz ve parlak olmaları için de bol bol şampuan kullanarak iki kez yıkımanız, iyice köpürtüp tüm enerjinizle sıkı sıkı oğuşturmanız kafa derinizdeki yağ bezlerini ayaklandırmaktan başka bir işe yaramaz. Yağ bezleninin çalışma bozukluğu sebore adlı deri hastalığına yol açabilir. Bu aşırı temizlik tutkunuzun sonucu ne mi oluyor? Birkaç gün sonra saçlarınız tekrar yağlanır, yine cansız bir görünüm alır ve sizin de yeni baştan başlamanız gerekecek.
Saçlarınızın parlaklık, canlılık kazanması, sağlıklı olması için onlara karşı yumuşak davranın. Onları yıkarken sadece birkaç damla şampuan kullanın. Saçlarınızı incitmemek için çocuk şampuanı kullanmaya kalkmayın, çünkü bebek şampuanı erişkin kişilerin saçını yıkamak için yeterli değildir. Saçınızı iki kez de yıkamayın. Bunun hiçbir yararı yoktur, nasıl olsa yakın zamanda tekrar yıkayacaksınız. Saçlarınızı en az üç-dört kez çalkalamayı unutmayın, onları iyice çalkalarsanız parlak ve yumuşak olmalarına yardımcı olursunuz.
Yüksek topuklar üzerinde duruyorsunuz
Ya da tam aksine düz ayakkabılar giyip bütün gün balerin gibi parmak uçlarınızın üzerinde mi yürüyorsunuz? Bu her iki aşırı uç aynı olumsuz etkileri doğurur; sırt ağrılarına yol açan ayak kamburu, diz ve butlar düzeyinde selülit oluşmasında etkili olur, kalın ayak bilekleri, ayak ağrıları ve deformasyona neden olur.
Artık herşeyden önce ayağınıza göre ayakkabı seçmenin zamanı geldi. Ayaklarınız sizi taşıyor, yürüyor, koşuyor, sıkıntıya giriyorlar. Onların sağlığına dikkat edin. En iyi topuk boyu 4 – 6 cm arasıdır. Evinize geldiğiniz zaman mümkün olduğu kadar uzun süre yalınayak yürüyün. Bu, ayak tabanınızı ve bileklerinizi güçlendirmeye iyi gelir. Ayak parmaklarınızı ve ayaklarınızı esnekleştirmek için bazı egzersizler yapmayı deneyin. Yorgunluğunuzu gidermek içinse içine tuz koyduğunuz çok sıcak suyun içine bacaklarınızı batırın. Bu şekilde birkaç dakika kaldıktan sonra bacaklanızı soğuk suya batırın. Sonra bacaklarınızı yukarı kaldırıp on beş dakika kadar uzanın. Tedavinizi bir masajla bitirirseniz kendinizi daha hafif hissedeceksiniz. Nasır ve sertlikleri önlemek için de ponza taşı kullanın. Tırnaklarınıza biçim verin ve güzel bir oje ile pedikürünüzü tamamlayın.
Çok sigara içiyorsunuz
Günde 10 tane sigara zaten fazlaya kaçıyor; hele bir iki paket içiyorsanız tehlike çanları çalmaya başlamış demektir. Sigaranızın teniniz ve solunum yollarınız için zararlı olduğunu, parmaklarınızı ve dişlerinizi sararttığını, cildinizi zehirlediği için erken yaşlandırdığını, ciddi hastalıklara neden olabileceğini zaten biliyorsunuz. O halde bu durumu daha fazla uzatmanın bir anlamı var mı?
Daha az sigara içmek için, sigaraya karşı açtığnız kampanyayı, gizlice kendi başınıza sürdürebilirsiniz. Nasıl mı? Eğer sigarayı bir anda bırakamıyorsanız günde içtiğiniz sigara sayısı üzerine kendi kendinize bahse girin. İçtiğiniz sigara sayısını, gitgide yavaş yavaş azaltın. Kendinizi başka şeyler yapmaya verin; örneğin spor gibi. Bir arkadaşınızı bir oyunda yenmeye karar verin ya da bol bol yüzün, koşun. Bu süre içinde zaten sigara içemeyeceksiniz; hatta zayıflayacaksınız ve kaslarınız güçlenecek
Plastik cerrahi
Bilim ve sanatın mükemmellik arayışında buluşma noktası olan estetik cerrahi, kusurların giderilmesinde mucizeler yaratıyor. İstatistiklere göre her yıl milyonlarca kişi, güzelleşmek için estetik ameliyat oluyor. Bunlardan bir kısmı büyük, bir kısmı daha küçük değişiklikler talep ediyor. Uzun süre sadece kadınlara hitap ettiği düşünülen estetik cerrahi, olumlu sonuçları ve avantajlarıyla erkekleri de giderek artan bir oranda kendisine çekiyor. Örneğin burun ameliyatı talep eden erkeklerin sayısı giderek kadınlarınkine yaklaşıyor. Dahası erkekler de artık kadınlar gibi yağlarından kurtulmak istiyor.
Estetik neler vaat ediyor?
* Burun şeklini güzelleştirme
* Göğüs büyütme, küçültme ve dikleştirme
* Karın germe
* Liposuction (yağların alınması)
* Alın germe
* Kaş kaldırma
* Göz kapaklarının gerilmesi, torbaların alınması
* Yüz germe
* Boyun germe gıdı alma
* Dudak kalınlaştırma
* Yüzdeki çizgilere yağ veya doku kokteyli enjeksiyonu
* Yüz “peeling”i (soyma)
* Lazerle yüzdeki kırışlık ve lekelerin tedavisi
* Saç ekme
Plastik cerrahinin ilgi alanları
Plastik Cerrahinin İlgi Alanları
1-ESTETİK CERRAHİ
Botox enjeksiyonları
Yüz gençleştirme cerrahisi
Endoskopik alın cerrahisi
Cilt Yenilenmesi ( Mekanik soyma,kimyasal soyma,laser cerrahisi)
Dolgu maddeleri uygulamaları (Yağ,silikon,teflon,fasya v.b.)
Göz çevresi cerrahisi
Burun estetikleri
Meme estetikleri
Meme büyütme (silikon)
Meme küçültme veya dikleştirme
Meme rekonstrüksyonu(yeni meme yapılması)
Vücut şekillendirme cerrahisi ve karın germe
Yağ dokuları aspirasyonu (Liposuction,liposhaping)
Jinekomasti (erkeklerde meme büyüklüğü)
Cinsel organ estetikleri
Saç restorasyonu cerrahisi
2-OKÜLOPLASTİK CERRAHİ
Göz kapağı tümörleri
Göz kapağı estetikleri
Göz kapağı düşüklükleri ve darlıkları
Göz çevresi travma ve deformiteleri
3-PEDİATRİK PLASTİK CERRAHİ
Doğmalık vücut ve uzuv anomalileri ,yoklukları,asimetrileri
Doğmalık dudak,damak ve yüz yarıkları (tavşan dudak,kurt ağzı)
Doğmalık kulak yokluğu
4-ÇENE CERRAHİSİ
Alt ve üst çene küçüklüğü,büyüklüğü,geri veya ileri olması
Çene eklemi hastalıkları
Çene kemikleri tümörleri
5-ONKOLOJİK CERRAHİ
Baş ve boyun bölgesi tümörleri
Yumuşak doku sarkomları
6-DERİNİN CERRAHİ HASTALIKLARI
Selim deri hastalıkları
Habis deri hastalıkları
Malin melanom
İzler,nedbeler,keloidler
7-YANIKLAR
Acil ve erken dönem yanıklar
Geç dönem şekil bozukluklarının ve sekellerin onarımı
8-ÜROGENİTAL CERRAHİ
Hipospadias, epispadias
Penis onarımı veya oluşturulması
Vajina oluşturulması veya onarımı
Cinsiyet değiştirme ameliyatları
Cinsel organ estetikleri
9-YÜZ CERRAHİSİ(MAKSİLLOFASİAL CERRAHİ)
Yüz yaralanmaları
Yüz kırıkları
Yüz felci cerrahisi
Yüz bölgesi kaza ve tümör ameliyatı sonrası onarımları
10-EL CERRAHİSİ
Doğuştan el anomalileri
El yaralanmalarında acil cerrahi veya sekellerin düzeltilmesi
11-KRANİOFASİAL CERRAHİ
Doğuştan kafatası şekil bozuklukları
Kafatası ve çevresi tümörleri ve kaza sonucu onarımları
12-YARA TEDAVİSİ
Şeker hastalarında oluşan yaralar
Yatalak hastaların yaraları
Varis ülserleri
Radyasyon yaraları
13-MİKROCERRAHİ ve TRANSPLANTASYON
Kopan organların yerlerine dikilmesi (Parmak, el, saçlı doku, penis, kulak gibi)
Doku nakilleri ile geniş yaraların kapatılması
14-ONARIM CERRAHİSİ(REKONSTRÜKSİYON)
Kazalar sonucu oluşan doku ve organ kayıplarının onarımı
Yanık sonucu oluşan doku ve organ kayıplarının onarımı
Doğuştan eksik veya kusurlu olan organların onarımı
Tümör ameliyatları sonrası eksilen veya bozulan organların onarımı
15 Şubat 2008 Cuma
DOĞRU EKRANIN KULLANILMASI
Ekran üzerindeki yansımaları yok etmek için ekranın eğim açısını değiştirin. Eğim, ışığı normal görüş alanının dışına yansıtacaktır.
Gözlerin sağlığı ve dinlendirilmesi
Ofis ortamında görme problemlerini en az seviyeye indirmek için aşağıdaki önerilerimizi dikkate alın:
Uzun süre ekrana baktığımızda, göz kasları kasılır, göz kırpma azalır. Bunun sonucunda göz nemliliğini kaybeder. Bu nedenle göz kırpma sayısını normalden aza düşürmeyin. Arada bir gözlerinizi ekrandan uzaklaştırın.
20 - 25 dakikada bir gözleriniz ekrandan uzaklaştırın ve uzak bir alana odaklanın. Böylelikle gözünüzün dinlenmesini sağlarsınız.
Ekranınızı temiz tutun.
Ekranınızdaki yansımayı yok edin veya azaltın.
Ekranda küçük karakter kullanmayın. Internet tarayıcı programınızda karakter büyüklüğünü arttırabilirsiniz.
Ekran kontrastını gözünüzü rahatsız etmeyecek şekilde ayarlayın.
Ekran filtresi kullanın.
Etiketler: DOĞRU EKRANIN KULLANILMASI, ekran, filtre, göz sağlığı, kas, ofis, sağlık, sağlık merkezi
UZMANLARDAN DİŞ SAĞLIĞI TAVSİYELERİ
Diyarbakır Ağız ve Diş Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Hamza Koca, vatandaşların serinlemek için yedikleri dondurma ve soğuk asitli içeceklerden kaçınmaları gerektiğini söyledi.
Küresel ısınmanın ve çöl sıcaklıklarının yaşandığı Diyarbakır'da dondurma ve asitli içeceklere yönelen vatandaşlara uzmanlardan uyarı geldi. Ağız ve Diş Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Hamza Koca, Diyarbakır'da bu yılının ilk 6 ayında 232 bin 96 hastanın başvurduğunu belirterek, "Bunlardan 69 bin 985'i diş çekimi, 41 bin 83 tanesi diş dolgusu, 25 bin 477 tanesi sabit protez, 5 bin 90 hareketli protez, 58 bin 589 adet diş temizliği, 3 bin 778 adet kanal tedavisi, 41 bin 366 dijital röntgen filmi ve 2
bin 773 hastanın ameliyatı gerçekleşti. Vatandaşlarımız dişleri ağrıdığı zaman ilk olarak hastaneye gelmeyip kendi imkanlarıyla ağrıyı durdurmaya çalışıyor.
Oysaki diş rahatsızlığından önce her 6 ayda bir tedavi için hastaneye gelinmesi gerekir. Dişler günde iki kez fırçalanırsa her türlü diş hastalığının önüne geçilmiş olur. Özellikle yemeklerden sonra mutlaka dişler fırçalanmalıdır. Aksi takdirde diş aralarında kalan yemek kırıntıları 24 saat içinde mikroba dönüşerek dişlerin çürümesine yol açar" dedi.
Vatandaşların yaz sıcaklıkları sebebiyle yedikleri dondurma ve soğuk asitli içeceklerden kaçınması gerektiğini belirten Dr. Hamza Koca, "Yaz aylarında içilen soğuk içecekler diş etlerinin ezilmesine sebep oluyor. Asitli içecekler ise dişlerin sararmasına ve çabucak çürümesine sebep olmaktadır. Sıcaklıklar nedeniyle soğuk içecekler yerine ılık içecekler içilmelidir. Sağlık güvencesi olmayan vatandaşımız neredeyse yok gibi. İsteyen istediği hastanede tedavi olabiliyor. Hastanemizde 55 uzman doktorumuz var.
Türkiye'de hiç bir ağız ve diş sağlığı merkezi ve diş hastanelerinde mevcut bulunmayan dijital röntgen, dijital sefalometrik görüntüleme, dijital panoramik görüntüleme ve dijital tomografik görüntüleme sistemleri hastanemizde hizmete sunulmuştur. Diş hastalarımız artık hastanemize güvenlik bir şekilde gelip tedavi olabilir" diye konuştu.
Etiketler: ağız ve diş sağlığı, ağrı, çürüme, diş eti, diş eti kanaması, diş hastalıkları, hastane, röntgen, sağlık, sağlık merkezi, soğuk, tomografi, yaz
BAYANLARA GÜZELLİK TAVSİYELERİ
Güzel olmanın her kadının arzusu olduğunu belirten Kadın Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Leylek, "Güzel kalmak ve erken yaşlanmanın önüne geçebilmek için bazı şeyleri ihmal etmeyin. İhmal yüzünden erken yaşlanmayın ve güzelliğinizden bir şeyler kaybetmeyin" diyor.
Dr. Özgür Leylek'in güzellik tavsiyeleri:
Ayaklarınız: Hayatın giderek hızlanan temposu içinde özellikle ayaklarınızı ihmal edersiniz. Kadının sağlık ve güzelliğinde rol oynayan en önemli uzuvları ayaklarıdır. Özellikle çalışan kadınlar her akşam, ayaklarını ılık su dolu bir kapta dinlendirmeli ve tırnakları için de asgari düzeyde de olsa bakım yapmalıdır.
Cildiniz kuru kalmasın: Ayna karşısında, yüzünüzle ilgili uygulamalar için yeterince vakit kullanmanıza rağmen, aynı ilgiyi vücudunuza da gösteriyor musunuz? Kol ve bacaklarda cilt kuruluğu bir çok probleme yol açabilmektedir. Banyo yaparken kese ya da fırça ile cildinizi ölü deriden kurtarmakla başlayabilirsiniz. Banyo sonrası cildi nemlendiren ve yumuşatan bir ürünü yedirerek, hafif bir masajla birlikte vücudunuza uygulayın.
Tırnak yemeyin: Çocukluktan beri edinilmiş alışkanlıklardan kurtulabilmek hiç de kolay değildir. Ancak bir kadının tırnaklarını yemesini yadırgamamak da elde değildir. Tırnakların her zaman boyalı ve bakımlı olması etrafınızdaki ilgiyi artırıp ilişkilerinizde daha başarılı sonuçlar elde etmenizi ve kendinize olan güveninizin artmasını sağlayacaktır.Tırnak kırılmalarını önlemek için tırnak güçlendirici ürünleri hiç bir zaman elinizin altından eksik etmemelisiniz.
Kırışıklık çizgileri: Yaşla birlikte bir kısım mimik hareketleri yüzde ince çizgiler oluşturmaya başlar. Ayna karşısında bu çizgileri inceleyerek kendinize küsmekle vakit geçirmeyin. Bir çok kozmetik ürün, sağlıklı ve bilgili bir şekilde seçildiğinde ve uygulandığında bu tip kırışıklıkların oluşmasını önemli ölçüde engelliyor. Ancak şu da var ki çizgilerin oluşmasını hatta biraz daha bekleyerek derinleşmesini beklerseniz kozmetik ürünlerden faydalanabilme ihtimaliniz giderek azalacaktır. Bu bağlamda en önemlisi oluşmadan önce rutin bakımlarınızı yaptırmak ve yaşlanma belirtilerinin mümkün olduğunca geç oluşmasını sağlamaktır.
Makyajla yatmayın: Gecenin geç vakitlerinde eve döndüğünüzde dakikalarca makyaj temizlemeye üşenebilirsiniz. Ancak bu durumda kendinize en büyük kötülüğü yapmış olursunuz. Cildin hava almasını engelleyen makyaj malzemeleri, temizlenmediğinde cilt oksijensiz kalır ve giderek canlılığını yitirir. Hava alamayan ciltte sivilceler ve siyah noktacıklar oluşmaya başlar. Cilt kendini koruyabilme özelliğini yitirmeye başlar. Bu konuda özellikle göz makyajının temizlenmesi çok önemlidir.
Sigara cildi soldurur: Sigara dumanı cilde nüfuz ederek sağlıklı hücrelere zarar veren serbest radikalleri oluşturur. Cildin üst tabakalarında kan dolaşımı bozulmaya başlar ve cilt canlılığını ve rengini yitirmeye başlar. 10 yıl boyunca günde 8-10 adet sigara içen bir kadının özellikle dudak ve göz kenarları ile boyun bölgesinde belirgin kırışıklıklar oluşur.
Alkol cilt katilidir: Alkol vücudun ve cildin ihtiyacı olan nemi ve suyu emer. Bağ dokusu zayıflar ve aşınır. Buna karşın kan damarları alkolle genişler. Buna vazodilatasyon denir. Uzun vadede cildin belli yerlerinde,özellikle yüzde ince kılcal damarlarda artma olur.Yanaklar ve burun sırtı kırmızı dallarla kaplanır.
Uykusuz kalmayın: Saat 24.00 ile 02.00 arasında hücreler kendilerini gündüzden sekiz kat daha fazla yeniler. Bu nedenle özellikle bu saatler arasında uykuda olmanızda yarar var. Ayrıca uyku cildin gıdası olduğu için gün içinde 8 saat uyku almak cildi inanılmaz besleyecektir.
Hastalıkların tedavisinde renk terapisi
Terapistler, pek çok hastalığın renklerle tedavi edileceğini öne sürüyor. Depresyon ve duygusal dengesizlik halleriyle sindirim sistemi rahatsızlıklarında turuncuya başvurulabileceğini belirten terapistler, yeşilin sakinleştirici, mavinin de dinlendirici özelliği bulunduğunu bildiriyor.
Renk terapisini, "Metabolizmada sağlıklı denge sağlamak için renk enerjilerinden faydalanma işlemi" olarak tarif eden uzmanlar, her rengin belli özelliği olduğunu ve bu özelliklerine göre de çeşitli hastalıkların tedavisinde iyi sonuçlar verdiğini belirtiyor.
Kırmızı canlandırır: Renk terapistleri, kırmızının, sahip olduğu yoğun enerji sebebiyle, insanların fiziki öğelerini uyandırdığını ve daha etkin biçimde faaliyete soktuğunu söylüyorlar. Ama, dikkat çektikleri bir nokta var. Kırmızı; intikam, kin, mantıksız bir cesaret, aşk ve seks duygularını da harekete geçirebileceği için dozunu iyi ayarlamak gerekiyor. Kırmızı, aşırı dozda uygulandığı takdirde, duygusal düzensizliklere ve depresyona yol açabiliyor. Her şeye rağmen kırmızı, vücut sıcaklığını artırmak ve kan dolaşımını hızlandırmak için uygun bir renk.
Turuncu neşelendirir: Neşenin ve bilgeliğin sembolü olan turuncunun, insanlardaki sosyalleşme duygularını faaliyete geçirdiğini ifade eden uzmanlar, bu rengin aşırı kullanımının, sinir sistemini olumsuz yönde etkilediğini vurguluyor. Uzmanlar, bu sebeple turuncuyu, yeşil ve mavinin tonlarıyla birlikte kullanmak gerektiğine dikkat çekiyorlar.
Yeşil sakinleştirir: Sembolik olarak ümidi temsil eden yeşilin, dünyada en çok bulunan renk olduğunu kaydeden uzmanlar, ağaçları, ormanı sevmemizin, onun sakinleştirici özellik taşımasına bağlıyorlar. Uzmanlar, yeşilin, sinir sistemini dengeleyici, ritmik düzeni koruyucu ve ateş düşürücü etkileri olduğunu de bildiriyorlar. Dostluk, ümit, inanç ve barış duygularının geliştirilmesinde de yeşil rengin enerjisinden faydalanıldığını belirten uzmanlar ayrıca, yeşilin kalp rahatsızlıklarında, yüksek tansiyonda, baş ağrısı ve bitkinlik hallerinde tedavi amaçlı olarak kullanıldığını ifade ediyorlar.
Sarı moral verir: Renk terapistleri, sarının verdiği enerjinin, kişinin zihni faaliyetlerini her yönüyle harekete geçireceğini iddia ediyor. Moral bozukluğunu giderebileceği gibi yaşama sevinci ve gücü de aşılayabilen sarının yardımıyla, insandaki iyimserlik ve kendine güven duygularının da arttığını vurguluyor.
Terapistler, sindirim, mide, bağırsak ve mesane rahatsızlıklarında sarıyı kullanıyor ve bu renkle onun altın sarısı tonlarının, hem hayati vücut fonksiyonları hem de zihin üzerinde olumlu etkiler meydana getirdiğini söylüyorlar.
Mor dengeler: Morun, denge rengi olduğunu ve bu yönüyle de fiziki ve ruhi dünyamızın enerjileri arasında sağlıklı denge kurulmasını kolaylaştırdığını kaydeden terapistler, eklem iltihabı hastalıklarında maviye yakın mor renk kullanıldığını bildiriyor. Terapistlere göre ayrıca, bazı sindirim sistemi sorunlarının giderilmesi ve çeşitli minerallerin vücut tarafından kullanımı, bu renk ile ayarlanabiliyor. Mor, insanlardaki rüya aktivitelerini de geliştiriyor.
Mavi dinlendirir: Mavinin, vücut enerjisini dengelediğini, solunum sistemini güçlendirdiğini, yüksek tansiyonu düşürdüğünü ve çeşitli boğaz sorunlarını giderdiğini anlatan terapistler, ayrıca sezgilerin güçlendirilmesi ve üzüntü duygusunun giderilmesi için, mavinin çok uygun renk olduğunu ifade ediyorlar. Terapistler, mavinin enerjisinin, sanat duygularının ve ilham kaynaklarının geliştirilmesinde de etkili olduğunu savunuyor.
Lacivert yatıştırır: Terapistler, renklerle tedavi alanında, mavinin diğer koyu tonları gibi lacivertin de, ruhi ve fiziki rahatsızlıkların giderilmesinde çok etkin yere sahip olduğundan söz ediyor.
Etiketler: hastalık, Hastalıkların tedavisinde renk terapisi, renk, renk terapisi, sağlık, sağlık merkezi, tedavi, terapi
Modern sağlık sorunlarından biri: "Dikkat eksikliği"
“Yaramaz”, “Bu çocuk adam olmaz”, “Afacan”, “Aslında çok zeki, ah bir de ders çalışsa”, “Bu çocuğun zeka kapasitesi yaşıtlarının altında, özel eğitim alması gerekir”. Bu cümleler bir zamanlar size, yakınlarınıza ya da bu günlerde çocuklarınıza söylenmiş olabilir. Öğretmenleri veli toplantılarında şikayet eder: Dersi dinlemiyor, vücudu sınıfta ama aklı kimbilir nerelerde, sorumluluğu yok, dağınık, derste arkadaşlarını rahatsız ediyor, derste esniyor-uyukluyor, gözleri yaşarıyor, kıpır kıpır, yerinde duramıyor gibi..
Son yıllarda beyin alanında yapılan teknolojik buluşlar, bu çocukların beyinlerinin ön bölgelerinin çalışmasında hassasiyet olduğunu göstermiştir. Teşhis ise dikkat eksikliği bozukluğu ve dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu.
Bu çocukların beyinlerinin ön bölümleri (frontal) normal çocuklara göre çalışması daha hassastır. Bu bölge beyinde dikkat merkezidir. Çocuk dikkat etmesi gerektiği durumlarda normalde bu bölgenin aktivitesinin artması beklenir ancak dikkat eksikliği olan çocuklarda bu bölgenin aktivitesi azalır. Azalan aktiviteyle çocuk sıkılır, uykusu gelir, esner. Sıkılganlıktan kurtulmak için dikkatini başka yönlere kaydırır. Dikkati sürdürmede önemli bir özellik ise dikkat verilen konu dışında dışarıdan gelen uyarılara beynin kendini kapatmasıdır. Dikkat eksikliği olanlarda diğer uyarılara beyin kendini kapatamaz. O yüzden sesler onlar için rahatsız edici gürültü olur. Bu da dikkatini vermesi gereken faaliyetlerde başarısız olmasına neden olur.
Amerika BD’nde yapılan araştırmalarda dikkat eksikliği görülme oranı 3/8 olarak bulunmuştur. Bu çok ciddi bir rakamdır. Her 8 çocuktan 3’ünde görülmesi önemli eğitim, öğretim ve sosyal sorunun olduğunu göstermektedir. Araştırmaların bir diğer önemli sonucu bu çocukların geleceği ile ilgilidir. Çünkü dikkat eksikliği olan her 3 çocuktan 2’sinin erişkin hayatta da bu şikayetlerinin kalıcı olacağı bildirilmektedir. Hatta diğer nörolojik ve psikiyatrik hastalıklara dönüşme olasılığı bulunmaktadır. Sonuç olarak toplumda her 4 kişiden birinde erişkin tip dikkat eksikliği olduğu ortaya çıkmaktadır.
Dikkat eksikliği beyin ön bölgesi duyarlılığının bir özelliğidir. Bu bölge ile ilgili diğer özelliklerin etkilenmesi de dikkat eksikliğine eşlik eder.
Sabır bu bölgenin özelliğidir. Dikkat eksikliği olanlar sabırsız olabilirler. İsteklerinin hemen olmasını isterler. Olmazsa hayal kırıklığına uğrarlar. Tez canlıdırlar. Telaşlıdırlar. Soruna acele çözüm bulup hemen uygulamaya giderler. İyi düşünmeden karar verirler. Acele verilen kararlardan dolayı başarısızlığa uğrarlar. Sabırsız ve tez canlı olmaları nedeniyle kurallara uymayabilirler. Sıra beklemek onlar için çok zordur. Sırada iken itiraz eder, sinirlenirler. Trafik kurallarına uymayabilirler.
Olaylara karşı uygun tepki vermekte zorlanırlar. Aile bireylerine, öğretmene, iş arkadaşlarına ve diğer insanlara uygunsuz sözler söyleyebilirler. İşlerinde mutsuzluk yaşarlar. Bu yüzden sürekli iş değiştirebilirler. Düşünmeden konuştukları için tepkileri şiddetli olabilir.
Birden öfkelenir genellikle çabuk sakinleşirler. Bazen karşı tarafı rencide edici çıkışlarının arkasında inatla dururlar. Bu yüzden tartışmalar uzar. Güzel bir akşam yemeği, hafta sonu pikniği ya da bir evlilik bu nedenle son bulabilir. Sonradan suçluluk duyarlar. Zaman zaman bu suçluluk duygusu onlarda akıllarından çıkmayan düşüncelere neden olabilir.
Abartılı konuşabilir, yalan söyleyebilir, çalabilir, gereksiz ve aşırı para harcayabilirler. Düzensizlik diğer önemli özellikleridir. Odaları, masaları, çantaları, arabaları, tuvalet temizlikleri bu nedenden dolayı nasibini alır. Gecikme diğer özellikleridir. Çünkü uyanma sorunları vardır. Biyolojik saatleri bozuktur. Anneleri ya da eşleri tarafından uyandırılırlar. Sabahları sıklıkla yorgun, bitkin kalkarlar.
Okumayı sevmezler. Çünki okuyabilmek için dikkatli ve sabırlı olmak gerekir. Bu özellik nedeniyle toplum olarak neden az okuduğumuzun cevabı; dikkat eksikliği olabilir. Dikkat eksikliği olan çocukların anneleri bu konu nedeniyle sıkıntıdadır. “Çocuğum nasıl olur da sorun çıkartırım düşüncesiyle hareket ediyor” diye şikayet ederler. Bu çocuklar uygunsuz hareketlerinden dolayı ‘okulun maskarası’ konumuna gelebilirler. Toplu yapılan faaliyetin bozguncuları olabilirler. ‘Eşek şakası’ bu çocuklara göredir.
Zamanı iyi kullanmada sorunları vardır. Başladıkları işi bitirmede gecikirler. Planlı, programlı çalışmada zorlanırlar.
Günlük, sıradan işler onlara göre değildir. Rutini sevmeyip yenilik peşinde olduklarından yeni projeler üretmeye bayılırlar ama o projelerin sonu hiç gelmez ya da yüzlercesinden sadece bir kaçı zorlukla bitebilir. Sıradan uğraşlar yerine heyecan verici olaylar tam onlara göredir. Çünkü heyecan ile beyindeki hassasiyet uyarılır ve sıkıntılarından bir süreliğine kurtulmuş olurlar. Uyarılma nedeni vücudun doğal salgısı olan adrenalindir. Örneğin dikkat eksikliği olan çocuklar bilgisayar oyunlarına meraklıdır. Çünkü oyun esnasında duydukları heyecan ile salgılanan adrenalin dikkatlerini toplamada yardımcı olur ve dolayısıyla kendilerini iyi hissederler.
Bazen aşırı saldırgan olabilen bu kişiler şiddet yaratarak beyin ön bölgelerini uyarırlar. Bunu istemeden, plansız, düşünmeden yaparlar. Beyin bu şekilde uyarılırken hiperaktivite körüklenir. Bu yüzden birçoklarının şiddete yatkınlıkları vardır. Örnegin çocuklar hayvanlara eziyet etmekten hoşlanabilir.
Diğer bir beyin uyarma yöntemi dert etme, olumsuzluk duygularıdır. Duygusal şiddetin sürekli dertlenip söylenilmesiyle bazı kimyasalların beyinde salınıp uyarması amaçlanır. Örnegin bir ev hanımı; “Bıktım sizlerden, canıma tak etti artık, bir gün eve geldiğinizde beni tavanda sallanır görürseniz şaşırmayın, ölümüm sizin yüzünüzden olacak”. Bu tarz olumsuz düşünceler, kızgınlık ve duygusal şiddet sonucu ortaya çıkan adrenalin beyni uyarır ancak immün sistemide baskılar ve vücudun direncini azaltır. Azalan direnç nedeniyle vücut enfeksiyona yatkın hale gelir ve sık hasta olma durumu ortaya çıkabilir. Artan adrenalinin bir süre sonra azalmasıyla yorgunluk hali de gelişir. Birçoklarının alıngan, karamsar, sinirli ve olumsuz görüşlere yatkınlığı vardır. Yarattıkları şiddete muhattap bulamadıkları zaman bu şiddeti kendilerine çevirirler. Bu nedenle bazen çevreden uzaklaşabilirler.
Bu konu ile ilgili "Tek teker Arif" olarak tanınan motosiklet cambazı, kendi internet sitesinde bir gazetecinin kendisi hakkındaki sözlerine yerveriyor: "Motosiklet benim için sonsuz adrenalin ve rüzgarla çarpışmaktır!" Bu adrenalin zamanla onda vazgeçilmez bir tutkuya dönüşmüştür. Çoğu zamanda sevgiliye tercih edilen asi bir ruh taşımaktadır. Bunun ne demek olduğunu, belleğini sürüşün tahakkümüne ve ipoteğine teslim edenler çok iyi bilir. "Saldırgan Enerji" diyor Arif sürmek eylemine, "Fiziki hastalıklarımın da tedavi merkezi" diye motosikleti adres gösteriyor. Burada bahsedilen “fiziksel hastalıklarımın da tedavi merkezi sözü” ve bunun adrenalinle ilişkilendirilmesi çok doğru bir tespittir.
Beyin hassasiyetlerini uyaran ve geçici olarak fayda sağlayan, günlük hayatta sıkça kullandığımız maddeler vardır. Çayda bulunan tein maddesi, kahvede kafein, kolada x maddesi, alkolde bulunan etil alkol. Ayrıca esrar, amfetamin vb.. uyuşturucu maddeler beyin hassasiyetini uyarırlar. Bu maddelerin kullanımında verdiği rahatlık hissi, beyin hassasiyeti olan insanları bilmeden bağımlı hale getirebilir. Gerçekten de bazı insanları çay, kahve gibi içeceklere aşırı düşkünlüğü vardır. Ayrıca sigara kullanımı beyin hassasiyeti olanlarda çok daha sıklıkla kullanıldığı düşünülebilir. Çünkü sigara, içimi sırasında dikkati çok daha iyi topladığı bilinmektedir. Ancak sigara içilmesinden bir süre sonra nikotinin uyarıcı etkisi bitince dikkat çok daha fazla dağılmaktadır. Sigara içenlerde, dikkatin sürekli sağlanması gereken durumlarda sigara içme sürelerinin arttığı bilinmektedir. Ayrıca stresli durumlarda şiddetlenen beyin hassasiyeti nedeniyle gene içme sayı ve süresi artar. Uyarıcı bir madde olan amfetamin, dikkat eksikliği olan çocuklarda ilaç olarak kullanılmaktadır (ritalin, concerta).
Beyin ön bölgesi beynin diğer bölümleriyle ilişki halindedir. Bu bölgede olan hassasiyet beynin diğer bölgelerine de yansıyarak, o bölgelerin çalışmasında anormalliklere yol açacaktır. Sonuçta vücudumuzun kontrol merkezi olan beyin genel olarak etki altında kalacak ve vücudun çalışmasıyla ilgili şikayetlerin oluşmasına zemin hazırlayacaktır.
Beyindeki hassasiyetleri artıran durumlar bedenimizle ilgili yakınmaların ortaya çıkmasına bu nedenle yolaçabilirler. Buna ilk örnek dikkat eksikliği olan çocuğun derste dikkatini vermek istediğinde gözlerinin sulanması ve başının ağrımasıdır. Başağrısı nedeniyle ailesi tarafından doktora götürülen çocuk ayrıntılı incelendiğinde altta yatan nedenin dikkat eksikliği olduğu farkedilecektir. Diğer bir örnek strestir. Çünki stres altında kalan kişinin beyninde var olan hassasiyet belirgin ölçüde artmaktadır. Artan hassasiyet beynin bağlantıları dolayısıyla diğer sistemleri etkilemektedir. Bu nedenle 30 yaşında genç kadın stres ile birden regl dönemi sorunları yaşayabilir. Çünkü artan hassasiyet regl görmesini sağlayan ve beyinde yer alan kadınlık hormonları salgılayan bezin (hipofiz) çalışmasını bozmaktadır. Buradan düzensiz salınan hormonlar (FSH ve LH) kadında regl bozukluklarına yolaçmaktadır. Kadın hastalıkları uzmanları bu durumda ilgili hormonların kan tahlilini yaptırarak olayın FSH ve LH hormon düzeyinde azalma olduğunu bulabilmektedirler.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Stres nedeniyle her kadında regl düzensizliği gelişmez. Bunun olabilmesi için önceden beyinde hassasiyetin olması ve bu hassasiyetin stres ile artmış olması gerektiğidir. Üzüntü, sıkıntı, stresin şikayetlere yol açmasının esas nedeni budur. Sağlıklı çalışan, hassasiyeti olmayan beyin, stres ve üzüntü ile bozulmaz.
Bir başka örnek vücut ağrılarıdır. Başağrısı, boyun ağrısı, bel ağrısı, kol ve bacak ağrıları, gögüs ağrısı. Tüm bu ağrıların ortak noktası kaslardır. Kasları çalıştıran ise beyinden vücuda dağılan sinir sistemidir. Hassasiyeti olan beyin bu kasları dengeli bir biçimde çalıştıramayacağından kaslar kasılı halde kalacak ve sonuçta ağrı ortaya çıkacaktır.
Sinirsel tansiyon diye tabir edilen tansiyon artışlarının nedeni gene beyin hassasiyetleridir. Kan damarları etrafı kaslarla çevrilidir. Vücudun kendiliğinden çalışmasını sağlayan sinir sisteminin (otonomik) hassas olan beyin tarafından iyi kontrol edilememesi sonucu damar kaslarında kasılmalar oluşur ve sonucunda tansiyon yükselir.
Beyin hassasiyetiyle birleşen stresin neden olduğu diğer şikayetler mide ağrıları ve hazım şikayetleri, uzun süreli kabızlık (barsak tembelliği) ve nedeni bulunamayan ya da sinirsel olarak tabir edilen diğer şikayetlerdir.
Beyin hassasiyetinin artması ile ortaya çıkan diğer sorunlar: Uzun süreli kulak çınlaması, baş dönmesi, unutkanlık, bayılmalar, sinirlilik ve gerginlik hali, takıntılar, şüphecilik, aşırı duygusallık, sıcak basmaları, el ve ayaklarda yanmalar, uyuşmalar sayılabilir.
Beyin hassasiyeti nedenleri
Özellikle dikkat eksikliği için en önemli nedenin genetik olduğu düşünülmektedir. Bazı kimyasal maddelerin beyinde anormal oranlarda bulunduğu bildirilmiştir.
Doğum zorluğu beyin hassasiyeti gelişimine etkisi olan diğer nedendir. Boyna kordon dolanması, bir alet yardımı ile doğumun gerçekleşmesi, doğumda morarmanın olması, dogum sonu görülen uzamış sarılık durumlarında beyin çalışma özelliği beynin bazı bölgelerinde bozulabilmektedir.
Anne sütü almamak: Anne sütünde yeralan bazı proteinler diğer sütlerde bulunmaz ve beyin gelişimi için gereklidir.
Çocukluk döneminde geçirilen bazı hastalıklar beyin çalışmasını etkileyerek hassasiyet oluşumuna neden olabilirler.
Kafa darbesi: Örnegin saatte 50 km hızla giden bir arabanın içinde emniyet kemeri bağlı iken arabanın aniden durması ile vücudumuzda duracaktır. Ancak kafatası içinde etrafında su dolu olan bir kesede yeralan beyin bu ani durmaya hemen tepki veremez ve kendi kafatası içine çarpar. Bu olayın etkisi o an şikayet olarak ortaya çıkmayacak ancak yıllar içinde gelişen hassasiyetin kıvılcımı bu olay ile başlayacaktır. Önemli olsun ya da olmasın alınan her kafa darbesi yıllar sonra bize beyin hassasiyeti olarak geri dönebilir.
Beyni etkileyen ve dışarıdan alınan maddeler: Örnegin tüp gazı zehirlenmesi, karbon monoksit zehirlenmeleri vb..
Beyin kan akımının geçici olarak durmasına neden olan durumlar: Ameliyatlarda alınan narkoz ve kalp ameliyatları sırasında beyin kanlanmasının geçici olarak durdurulması diğer bir neden olabilir.
Tanı ve inceleme yöntemleri
Beyin hassasiyetini gösteren yöntemler teşhis amaçlı kullanılabilirler.
1. İlk ve vazgeçilmez tanı yöntemi muayenedir. Muayenede özellikle beynin çalışma özellikleri ve bunların bozulduğunda ortaya çıkan şikayetlerin saptanması gerekir. Dikkat eksikliği olan kişilerde özellikle beyin ön bölgesi etkilenmiştir. Bu kişilerde dikkat eksikliği, işleri zamanında bitirememe, planlı programlı çalışamama, duygularını ifade etmede zorluk, hayalci olma, sıkılma, motivasyon eksikliği, az ya da fazla konuşma, başkalarının sözünü kesme, acelecilik, hataları tekrar etme, suçluluk duygusu, sınav stresi, doğru karar vermede zorluk, okuma güçlüğü. Bu şikayetler sorulduktan sonra beynin diğer bölümlerinin özellikleri de sorgulanmalıdır. Çünkü, dikkat eksikliğinde beyin ön bölgesiyle birlikte diğer beyin bölgelerinin hassasiyetleri göz önüne alındığında, 6 farklı dikkat eksikliği grubu olduğu belirtilmiştir.
Beynin diğer bölgeleri etkilendiğinde ortaya çıkan şikayetler: Uyku bozuklukları, iştah bozuklukları, vücut enerjisinde azalma, depresyon, cinsel istekte azalma, kokulardan rahatsız olma, hayata olumsuz bakma, panik atak, ağrılar, titremeler, takıntılar, alkol, ilaç vb.. madde kullanımı, bayılmalar, konuşma zorluğu, okuma zorluğu, işitileni anlama zorluğu.
Beyin duyarlılığı ile ilgili incelemelerde normal röntgen, beyin tomografisi ve MR tetkiklerinin bulguları normaldir. Çünkü bu tetkikler görülebilen yapısal bozuklukları gösterir. Beyin hassasiyetinde sorun yapısal değil işlevsel yani beyin çalışmasıyla ilgilidir.
2. Beyin haritalama yöntemi (QEEG) doğrudan beyin çalışması hakkında bilgi verir. Klasik EEG kayıtlamasında olduğu gibi yapılan çekim, daha fazla beceri ve emek gerektirir. Düşük elektrik akımı ile oluşan beyin aktivitesi kaydedilerek bir bilgisayar programı ile analiz edilir. Sonuçlar, programın veribankasında yeralan normal kişilerin analizleriyle karşılaştırılır. Normalden ne kadar sapma olduğu, beynin hangi bölgelerinin çalışmasında hassasiyet gerçekleştiği saptanır. Ayrıca çocuklarda öğrenme zorluğu düzeyi, IQ (zeka testi) ve kafa travması hassasiyet düzeyi rapor edilir. Bulgular tedavi takibi açısından da önemlidir.
3. ABD’nde birçok eyalete yayılan bir psikiyatri klinikler zincirinde SPECT görüntüleme yöntemi ve QEEG rutin hale gelmiştir. SPECT, PET ve fonksiyonel MRI ile bozuklular, beynin kanlanma özellikleri kullanılarak görüntülenir. Çekimden önce verilen kontrast madde beyinde hassas olan bölgelerde birikir. Adı geçen hastalıklarda artmış ya da azalmış beyin çalışma hassasiyetleri gözlenmekte ve tedavi etkinliği takibinde kullanılmaktadır.
Tedavi yöntemleri
1. İlaç tedavisi: Beynin çalışmasına etki eden ilaçlar beyin elektrik akımının artması ya da azalması ile ortaya çıkan beyin hassasiyetlerini düzeltmek için kullanılırlar. İlaçlar, beyin hücrelerinin birbirleri arasında ilişkiyi sağlayan geçiş bölgesinde (sinaps) yer alan kimyasal maddelerin etkilerini değiştirirler. Bu amaçla amfetamin (ritalin, concerta) antidepresan (laroxyl, anafranil, lustral, paxil, cipram, cipralex, faverin, aurorix, efexor, remeron, stablon, tolvon…), antipsikotik (nörodol, risperdal, zyprexa…) anksiyolitik (xanax, ativan, ataraks, dideral…) antimigranöz (relpax, zomig, avamigran…) ilaç grupları kullanılır. İlaçlar doktorun tercihine göre verilir.
2. Nöroterapi: 20 yıl kadar önce ABD’nde başlayan yöntem bugün özellikle batılı ülkelerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Yaşantımız boyunca elde edilen deneyimler beynin öğrenme gücü ile ilişkilidir. Bu güç beyinden kaynaklanan hastalıkları tedavi etmede kullanılabilir. İlaçların kimyasal olarak gösterdikleri etkiyi nöroterapi öğrenme yoluyla elde etmeye çalışır. Etkilerini ilaçlarda olduğu gibi hücre geçiş bölgelerine değil, direkt artan ya da azalan akım üzerine gösterir.
Öncelikle beyin elektriksel aktivitesi ölçülerek hassasiyet olan bölgeler belirlenir. Bunun için QEEG ile beyin haritası çıkartılır. QEEG sonucu bize beynin hangi bölgelerinde nöroterapi uygulanacağını gösterir. Tesbit edilen bölgelere elektrot bağlanır. Diğer ucu nöroterapi aletine bağlıdır. Alet monitöründe seçilen bölgenin özellikleri kişiye gösterilir. Normalde olması gereken akım özelliği de gösterilir. Akım özellikleri normale yaklaştıkca çıkan ses beyne başarılı olduğu mesajı verir. Seanslarla belirlenen hedefe ulaşılmaya çalışılır. Bir bölge için 4-12 seans uygulanır. Her seans 30 dk. sürer. Bu süre sonunda beyin çalışma özellikleri istenen düzeye getirildiğinde ilgili bölgeye ait şikayetlerde düzelme olduğu görülür. Nöroterapide dışarıdan akım ya da uyaran verilmez.
QEEG rehberliğinde uygulanan nöroterapinin hiçbir yan etkisi yoktur. QEEG olmadan doğrudan uygulanan nöroterapilerde hem başarı şansı azalır hemde yan etkiler görülebilir.
Nöroterapinin etkili olduğu durumlar:
Çocuklar için; dikkat eksikliği, öğrenme zorluğu, sınav stresi (anksiyete), okul başarısını arttırmak için, otistik çocuklar, hafif zeka geriliği
Yetişkinler için; aşırı sinirlilik hali (anksiyete), başağrısı, başdönmesi, unutkanlık, uzun süreli vucut ağrıları, psikiyatrik sorunlar (özellikle ilaç tedavisi ile geçmeyen ya da ilaç kullanmak istenmeyen durumlar için): depresyon, kişilik değişiklikleri, madde bağımlılığı, takıntı hastalığı (OKB), panik atak, fobi ve korkular.
Nörolojik sorunlar; migren, sara hastalığı (epilepsi), bunama (alzheimer) ve parkinson hastalığı erken dönemi, hafif felçler, tik bozuklukları, kulak çınlaması, huzursuz bacak sendromu, kronik yorgunluk sendromu.
Sporcular ve sanatçılar için; performans arttırma.
Tomografi ve MR filmlerinde bozukluğu olan hastalarda (felçler, multipl skleroz gibi) nöroterapi yaşam kalitesini arttırmak için kullanılır.
Herhangi bir yakınması olmayan ancak işinde daha iyi performans isteyenler için nöroterapi performans arttırmada kullanılır. Yurt dışında özellikle sporcu ve creative sanatçılar ilgi göstermektedir. Japon işadamları, 2006 dünya şampiyonası öncesi İtalya milli futbol takımı, Amerika BD’nde basketbol oyuncuları ve İngiliz klasik müzik sanatçıları örnek verilebilir.
Nöroterapinin ilaç tedavisinden üstün tarafı, yan etkisinin olmaması, bozuklukları lokal olarak düzeltebilmesi ve ilaç tedavisinden çok daha fazla kalıcı etki yaratmasıdır. Ayrıca ilaçların tedavi edemediği durumlarda da etkili olması nöroterapinin önemli bir üstünlüğüdür.
Uluslararası nöroterapi derneğinin internet site adresi www.isnr.org , Türkçe nöroterapi sitesi www.noroterapi.com adreslerinden ayrıntılı bilgi ve referanslara ulaşılabilir.
3. Psikoterapi
Dr Güçlü Ildız
Nöroloji Uzmanı
www.beyindoktoru.com