kemik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kemik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2008 Pazartesi

Böbrek yapısı ve işlevi

Böbrekler bel omurunun her iki yanında yer alırlar. Erkeklerdeki ağırlığı 125-170 gr, kadınlarda 115-155 gr arasında değişir. Boyu 11-12 cm, kalınlığı 2,5-3 cm, eni 5-7,5cm’dir.

Böbreklerin başlıca iki işlevi vardır:

1- Vücutta metabolizma soncu oluşan zararlı ürünlerin atılmasını sağlar.

2- Vücut sıvılarının içerdiği maddelerin pek çoğunun yoğunluğunu kontral ederler. Bu sayede vücudun su, tuz, asit, ürela kan yapımı, kemik gelişmesi ve kan basıncının düzenlenmesini sağlarlar. Vücudun tüm organ sistemleri arasında düzenli çalışmasını ayarlarlar.

Her iki böbrek birlikte yaklaşık olarak 2.400.000 nefron ihtiva ederler. Nefron kanın süzüldüğü glomerül ve devamı olan tüplerden oluşur. Nefronun asıl görevi kanın böbrekerden geçişi esnasında içindeki istenmeyen
maddeleri temizlemektir.

Temizlenmesi gereken maddeler özellikle üre, kreatinin, ürik asit gibi metabolizmanın son ürünleridir. Ayrıca Sodyum, Potasyum, Klor gibi iyonların gerektiğinden fazlası uzaklaştırılır.

Kan gromerül içinden geçerken önemli bir kısmı nefron tüpleri içine süzülür. Bu süzüntü içinde vücut için gerekli olanlar emilirler (suyun büyük bir kısmı, aminoasitler, glukoz, vitaminler) istenmeyen maddelerin bir
kısmıda tüp içine salgılanır. Bu sızıntı, kırmızı kan hücresi ve protein ihtiva etmez. Süzülme, geri emilim ve salgılınım işlemleri sonunda nefronda oluşan idrar toplayıcı kanallara, böbrek papillalarına ve üreterlere boşalır.

Sağlıklı tek böbrek vücudun tüm gereksinimini karşılayabilir.
Kreatinin klerinsi böbrek çalışmasının iyi bir göstergesidir. Günlük idrar
miktarı, kreatinin kan ve idrardaki yoğunluğu ölçülerek hesaplanır.

16 Şubat 2008 Cumartesi

Kemik Yaralanmaları

Hareket sisteminin temel dokularıdır. Kasların ve tendonların gücü ile kıkırdakların üzerinde hareket eden sert yapılardır. Yaşa ve kullanım oranına göre kemiğin sağlamlığı değişir. Taşıyabileceğinin üstünde bir kuvvetle travmaya maruz kaldığında çatlayabilir veya kırılabilirler.

Çocuklarda olgunlaşmamış kemikler tıpkı bir yaş ağaç dalı gibi kırılabilir. Yaşlılarda, hormonal bozukluklarda ve tamamen hareketsiz kişilerde kemiklerde yoğunluk azalması ve buna bağlı çabuk kırılmalar oluşabilir.

Sporcularda maruz kalınan yüksek enerjili travmalar ve kimi zaman burkulma gibi zorlanmalarla kırıklar oluşabilir. Tedavisi kırık uçlarının yerine getirilmesi ve alçı ve atelle sabitlenmesi şeklindedir. Bu işlem özellikle sporcularda cerrahi olarak kemiklerin çiviler yardımı ile sabitlenmesi şeklinde yapılabilmektedir.

Bu sabitlemeden sonra eklemin uzun süre hareketsiz kalması nedeni ile hareket kısıtlılığı, kas gücü kaybı ve proprioception kaybı görülmektedir. Bu durum günlük hayata dönüşü zorlaştırmaktadır. Bu dönemde iyi bir rehabilitasyon günlük hayata ve spora daha sağlıklı bir şekilde dönüşü hızlandırır.

Bayanlarda Bağışıklık Sistemi Hastalıkları

Bağışıklık sisteminin karmaşık yapısına ve vücutta dalak, timus bezi, kemik iliği ve barsak (Payer’s Patches) gibi çeşitli organ ve dokular arasına dağınık yerleşimine rağmen fonksiyonel olarak tek bir görevi vardır: vücuda giren yabancı organizma ve molekülleri aramak ve yok etmek. Ne var ki, diğer dokuların aksine bağışıklık sisteminin fonksiyonel oluşumu yaşam boyu süreğendir ve normal olarak yeni doğanlarda bağışıklık sistemi son derece yetersizdir. Ancak yaşam boyu karşılaştığımız antijenlere karşı sistemde oluşan antikorlar repertuvarda hafıza hücreleri (Memmory T-cells) sayesinde saklanır ve bağışıklık sistemi olgunlaşır.

Bağışıklık sisteminde kişiye özgün antikor repartuarı her defasında ikinci, yirmi ikinci ve on dördüncü kromozomlarda yerleşik immünoglobin genlerinde yeni bir somatik genetik rekombinasyon (VDj rekombinasyonu) ile oluşur. Yani aslında immün cevabın temelinde yatan mekanizma tamamen genetik bir olaydır. Bu özgün genetik immün cevap bağışıklık sisteminin diğer daha geniş kapsamlı mekanizmalarıyla (opsonizasyon, NK hücreleri [Natural killer cells] ve Makrofajlar gibi) desteklenir.

Genetik anomalilere bağlı gelişen bağışıklık sistemi hastalıklarında patoloji Ağır Kombine İmmünyetmezlik (SCID) hastalığında olduğu gibi dogrudan immün progenitor hücrelerde (kök hücreler) olabileceği gibi temel patoloji yardımcı immün sistem organlarında da olabilir ( örneğin Di George sendromunda timus bezi tutulumuna bağlı T-hücre yoksunluğu gibi).

Bağışıklık sisteminin önemli bir özelliği yabancı antijenlere karşı son derece hassas ve etkin olmanın yanısıra vücudun kendi dokularına karşı bir tepki vermemesidir (self tolerance). Bu yönden ele alındığında bağışıklık sisteminin yetersiz fonksiyonu (yetmezliği) kadar aşırı tepki vermesi de hastalık etkeni olabilmektedir (topluca bu hastalıklara otoimmün hastalıklar diyoruz). Yukarıda bahsedildiği üzere moleküler genetik bazlı immün yetmezlik hastalıkları olduğu gibi, bağışıklık sisteminin aşırı ve uygunsuz tepki vermesiyle oluşan astım, ailevi akdeniz ateşi (FMF) ve Crohn hastalığı gibi otoimmün genetik hastalıklarda görülebilmektedir.