Erkek Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erkek Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2008 Pazartesi

prostat bilgi

prostat karnseri prostat tedavisi prostat hakkında bilgi
Dış görünüşü ile tabanından idrar torbasına yapışık bir kestaneye benze­yen prostat, dar bir geçitle birbirlerine bağlanan iki eşit parçadan oluşur. Prostat bezinin tamamı 30 ila 50 kadar boru ve torba biçiminde ayrı ayrı keseciklerden ve meni torbasının çevre­sinde son bulan iki büyük, onbeş kadar da küçük damardan oluşmaktadır. Bu damarlar idrar borusunun oluklarıdır, idrar borusunun içyüzeyini kaplayan zar üstünde ise küçük bir çıkıntı halinde sperm keseciği bulunmaktadır. Uzun sperm fışkırtma kanalı prostatın içinden

geçerek idrar borusuna ulaşır. Prostat, idrar borusunu çevrelemektedir. İdrar borusunun salgıladığı sıvının belirli bir miktarı prostatta toplanır ve meni akıtma anında kaygan kas lifleri aracılığıyla dışarı fırlatılır. Akan meninin büyük bir bölümünü meydana getiren bu salgı aynı zamanda meniye özgü kokuyu verir. Prostat salgısının esas özelliği, meninin pH derecesinin (Asitlilik ya da alkalilik derecesi) 7.3, yani hafif alkalik olmasını sağlayarak spermler için ideal ortamın sağlanmasına katkıda bulunmasıdır. Son yıllarda cinsel birleşme sırasında dölya-tağının kasılmasını ve böylece spermleri içeri alabilmesini sağladığı da saptan­mıştır.

Prostat büyümesi, orta yaşını aşmış erkeklerde pek de ender olmayan bir bulgudur. Gerektiğinde muayenesi ma­kattan sokulan parmakla yapılır. Aşağı yukarı elli yaşlarından sonra idrar borusu çevresindeki bu doku hücreleri şişmeye başlar. İlk başta acı vermeyen, tehlikesiz bir şişkinliktir bu. Daha çok

idrar borusunun iç yüzeyini kaplayan zarın altındaki bezler büyür. Prostatın kendisinde önemli bir irileşme olmaz. Tam tersine, uğradığı baskının etkisi ile önce büzülür daha sonra da şişen hücrelerin çevresine bir kılıf örter. Özellikle geceleri sık sık idrar yapma ihtiyacı duyulur. Fakat uzun bekleyişler­den sonra ancak çok az bir miktar idrar gelir. Karın boşluğu adeleleri bütün güçleriyle kasılarak bunu önlemeye çalışırlarsa da daha güçlü olan idrar torbası kasları bütün torbayı boşaltmak için uğraşırlar. Prostat büyümesine fazla içki, ayakları üşütme, peklik, uzun süre oturmak ve cinsel heyecan olumsuz etki yapar. Çaresi, yeterince hareket etmek ve bağıksakları yumuşatıcı perhiz yap­maktır. Erkeklik hormonunun prostatı büyütücü bir etkisi olduğu dikkate alınmalıdır.

Prostat büyümesinin ileri dönemlerinde laçka olan idrar torbası artık tam anlamıyla boşalmaz. Bir süre sonra da hiç idrar yapamama tehlikesi baş

gösterir. Bu durumlarda hekim müdaha­lesi gereklidir. Son zamanlarda projes-teron türevi hormonlarla büyümüş orga­nın bir dereceye kadar ufaltılabileceği gösterilmişse de, kesin tedavisi çok kere prostatın ameliyatla alınmasıdır. Bu durumda da olası bir idrar yolları enfeksiyonuna karşı önlemler mutlaka alınmalıdır.

Prostat iltihabı ise idrar borusu iltihabı­nın yukarıya çıkarak ya da idrar yolları iltihabının aşağıya inerek prostata bulaş­ması sonucu ortaya çıkar. Zayıf bir olasılıkla kan dolaşımı ile de bulaşabilir. Sözgelimi, bademcik ve burun deliği iltihapları, çürük dişler ya da lenf yolu üstündeki aksaklıklar (makat yaraları, kalın bağırsak iltihaplan) prostat iltihap­larına yol açar. Belsoğukluğu ve verem bakterilerinden başka birçok mikrop da prostat iltihabını doğurucu etkenler olarak sayılabilir, Hastalığın belirtileri, ateş yükselmesi, prostatın şişmesinden dolayı, idrar zorlaması, idrar sırasında acı duyulması şeklindedir. Apış arasında ve idrar torbasında sancı başlar. Sık sık akıntı meydana gelir. Kronik iltihaplan­malarda bağırsaklarda sürekli bir gerilim ve eziklik duyulur. Prostat iltihaplarının sık sık sinir hastalıklarına da yol açtığı görülür.

Prostat kanseri, 65 yaşın üzerindeki erkeklerde en sık görülen kötü huylu bir urdur. Hastalık çok yavaş ilerlediği için ancak çok geç farkedilir.Sıksık ve sancılı olarak idrara çıkılır. İdrar bulanık, zaman zaman kanlıdır. Hastalığın ilk belirtileri kemiklerde ve komşu organlar­da ortaya çıkan metastazdır. Ur makat yoluyla hissedilebilir. Tedavisi ameliyat ve vücuda bol miktarda dişi cinsiyet hormonu vermek şeklindedir. Ancak metastazın belkemiğinden başlayarak tüm vücuda yayılması bilinen komplikas-yonlardandır.

erkekte kısırlık

erkeklerde kısırlık, kısırlık tedavisi, kısırlık hakkında bilgiler Hazırlayan:Dr. Murat Çakan, SSK Dışkapı Eğitim Hastanesi 2. Üroloji Kliniği

Kısırlık herhangi bir korunma olmadan, yani eşlerin istemelerine rağmen 1 yıl içerisinde çocuk sahibi olamamalarıdır. Kabaca, nedenlerin üçte birinde erkekte, üçte birinde kadında ve üçte birinde de her ikisinde de bozukluk vardır. Yani hastalık yarı yarıya erkektedir. Ülkemizde kadınlar bu konuya daha mantıklı yaklaşmakta ve böyle bir durumda Kadın-Doğum uzmanına rahatça başvurmaktadır. Buna rağmen erkekler hem Üroloji uzmanına çok daha az başvurmakta hem de yanlış yere kadınları suçlamakta ve dolayısıyla tedavi gecikmektedir. Bazen de bu yanlış düşüncenin sonucunda çok rahatlıkla tedavi edilebilecek hastalıklar nedeniyle ayrılıklar olabilmektedir. Bundaki asıl yanlış düşünce erkeklik ile kısırlığın birbirine karıştırılmasıdır. Oysa erkeklik erkek hormonu tarafından sağlanan bir durumdur. Oysa kısırlıkta bu hormonun bozukluğu çok nadirdir. Yani bir erkeğin cinsel gücü tam olmasına rağmen kısırlık durumu hatta hiç üreme hücresi olmaması durumu olabilmektedir.

Erkekte kısırlık yapan nedenler çok çeşitlidir
Kabaca ya yumurtalıkları etkileyen çeşitli hastalıklar vardır ya yumurtalıkların kendisi bozuktur ya da kanallarda tıkanıklık vardır. Bunlardan hangi nedenin var olduğuna ve tedavisinin nasıl olacağına ancak bir üroloji uzmanı karar verebilir. Asıl bilinmesi gereken bir hususta şudur: kısırlık durumunda erkekte sadece usulüne uygun yapılmış bir meni tetkiki ile erkekte bir bozukluk olup olmadığı saptanabilmektedir. Ancak bu tetkikin güvenilir bir laboratuvarda ve usulüne uygun yapılması gereklidir. Şüpheli durumlarda yeni meni tetkikte yaptırılabilir. Bu tetkikin güvenilir olarak yapılabileceği merkezler konusunda hekimlerden yardım alınmalıdır. Bu tetkikin sonuçlarına göre Üroloji uzmanı tarafından gerekli tahlil ve tedaviler yapılır.
Son yıllarda kısırlık konusundaki en önemli gelişme ‘yardımcı üreme teknikleri’ denilen ve genelde halk arasında kabaca ‘aşılama’ veya ‘tüp bebek’ denilen uygulamalardır. Aslında burada tek bir uygulama yoktur. Eşlerdeki hastalığın durumuna göre bazen erkeğin menisi yıkanıp bir tüp ile kadının rahmine verilmekte; bazen kadının yumurtası ile erkeğin üreme hücresi dışarıdaki uygun bir ortamda yan yana konularak veya erkeğin hücresi yumurtanın içine verilerek tedaviler yapılmaktadır. Bunlar hem belli bir tecrübe gerektiren, hem belirli bir maliyeti olan ve hem de sabır gerektiren işlerdir. Bu konuda hekimlerle çok yakından işbirliği yapmak gerekmektedir. Bu işlemler, gereğinde birçok kereler tekrarlanabilmektedir. Burada özellikle kısırlık ile uğraşan üroloji ve kadın doğum uzmanlarıyla görüşmek önemlidir. Bu konuda bazen hastalar veya çevresindekilerin kafasında bazı tereddütler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi alınan erkek hücresinin başka erkeğe ait olabileceği endişesidir. Bu düşünce tamamen gerçek dışıdır. Çünkü bu tedavilerde amaç eşlerin tedavisi ile çocuk sahibi olunmasıdır. Ayrıca, bu işlem hukuka ve tıp kurallarına da aykırı bir durumdur ve bu nedenle yapılması mümkün değildir.

Bazı kanser hastalarında verilen ilaçlar üreme hücrelerini çok bozduğundan tedaviden önce üreme hücreleri alınarak dondurulmakta ve daha sonra gereğinde kullanılabilmektedir.

Kısırlık nedenleri konusunda genel olarak şunlar söylenebilir
Sigara, alkol, aşırı stres, sıcak ortamlarda çalışmak (fırın, ocak gibi), toz-boya-dumanlı ve benzeri ortamlarda çalışmak, yumurtaları aşırı sıcak tutucu kot benzeri giysiler giymek, üreme hücreleri üzerinde zararlı etkiye sahiptir. Kullanılan pek çok hastalığa ait ilaçlarında üreme hücreleri üzerinde bozucu etkileri vardır.
Ülkemizde en sık karşılaşılan kısırlığa yol açan hastalıklardan birisi de yumurtalıkların torbalara inmemesidir. Yeni doğan erkek çocukların bazısında yumurtalıklar torbaya inmemiş olabilir. Bu durumda bir üroloji uzmanı ile görüşmek aydınlatıcı olabilir. Bu çocukların çoğunda 1 yaşında yumurtalıklar torbaya iner. Eğer hala torbalara inmemişse MUTLAKA bir üroloji uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü bu dönemde tedavi edilmezlerse yumurtalıklarda kalıcı hasar meydana gelir ve kısırlık oluşabilir. Yumurtalıkların daha sonraki yaşlarda torbaya inmesi gerçekleşse dahi kısırlık oluşabilir. Ayrıca özellikle karın içerisinde kalan yumurtalıklarda yumurtalık kanseri gelişme ihtimali normal yumurtalıkdan çok daha fazladır.

Torbalarda solucan gibi kıvrım-kıvrım damarların oluştuğu bir hastalık olan ‘varikosel’ çok sık karşılaşılan ve kısırlık nedenleri arasında bulunan bir hastalıktır. Mutlaka bir üroloji uzmanına başvurmak gereklidir. En önemli etkileri yumurtalıkda ağrı ve kısırlıktır. Bazen tedavisi gerekmez ve takip edilir. Kesin tedavisi ameliyattır ve kısırlık nedenleri arasında tedaviden en iyi sonuçların alındığı bir hastalıktır.

Bazen aileler erkek çocuklarının cinsel organın küçük veya kıllarının az olduğu gibi şikayetlerle üroloji veya çocuk uzmanlarına başvurmaktadır. Bazen (özelliklede şişman çocuklarda) cinsel organ küçük sanılabilir. Ancak böyle bir şüphede hekime mutlak başvurulmalıdır. Çünkü çok önemli hormon bozuklukları bulunabilir ve bunların tedavisi şarttır.

erkekte cinsel güçsüzlük

Cinsel Güçsüzlük Ülkemizde ve dünyada erkeklerin daha çok ileri yaşlarda olsa da artık genç yaşlarda da sık karşılaştığı bir hastalıktır. Cinsel güçsüzlük çok çeşitli şekillerde tanımlanabilir ama kısaca erkeğin cinsel gücünden memnun olmaması olarak da tarif edilebilir. Bazen bu durum gerçek bir cinsel güçsüzlük değilse de kişi hekime başvurmaktadır. Özellikle şehir yaşantısının getirdiği stres ile bu hastalığın hem sıklığı artmış hem de daha genç yaşlarda görülmeye başlamıştır.

Cinsel güçsüzlükte neden ya ruhsal ya da bedenseldir. Burada ilke olarak hasta öncelikle bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilir ve bedensel bir neden olup olmadığı araştırılır. Eğer böyle bir neden saptanmazsa veya ruhsal bir neden düşünülürse bir psikiyatri uzmanına yollanır. Bazen her iki nedende mevcut olabilir ve bu nedenle her iki branştaki hekim tarafından tedavi gereklidir. Bazen ortaya çıkan bedensel hastalıklar nedeniyle hastanın bir iç hastalıkları veya beyin cerrahi uzmanı tarafından da tedavisi gerekebilir.

Bedensel hastalık olarak çeşitli hormon hastalıkları, şeker, böbrek, karaciğer, kalp-damar hastalıkları gibi nedenler bulunabilir. Kullanılan çeşitli ilaçlar nedeniyle olabilir. Sonuçta erkeklik organının damarlarında veya sinirlerinde hasar meydana gelir. Genelde bu hastalıklarda yakınmalar yavaş yavaş gelişir. Kavga, ani stres gibi durumlarda başlangıç anidir ve çoğu zaman bu neden hasta tarafından da fark edilir.
İlaç tedavisinden mutluluk çubuğu takılmasına kadar çok çeşitli tedavileri mevcuttur. Bu tedavi kararları üroloji uzmanı tarafından gerekirse diğer hekimlerle işbirliği ile ve hastanın da bilgisi dahilinde alınır.

15 Şubat 2008 Cuma

13 Şubat 2008 Çarşamba