- Sigara ve alkol kullanmayınız.
- Hekim önerisi dışında ilaç almayınız.
- Hekiminizin önerdiği demir ilacını düzenli olarak kullanınız.
- Uzun süre ayakta durmayınız.
- Günlük işleriniz sırasında kendinizi yormayınız.
- Bisiklet sürme, tenis oynama, kayak yapma gibi sporlardan uzak durunuz.
- Mesleğiniz gereği de olsa ağır nesneler kaldırmaktan, zararlı metal, kimyasal
madde ve radyasyondan uzak durunuz.
- Yolculuktan önce doktorunuza danışınız.
- Bol ve rahat giysileri seçiniz.
- Alçak topuklu rahat ayakkabılar giyiniz.
- Pamuklu iç çamaşırları giyinin ve iç çamaşırlarınızı günlük olarak değiştiriniz
- Yüzük ve bilezik gibi takılar takmayınız.
- Diş bakımına özen gösterin. Sabah uyanınca, akşam yatmadan önce ve her öğünden
sonra yumuşak fırça ile, yavaş haraketlerle dişlerinizi fırçalayınız.
- Röntgen ışınlarından sakının. Çok fazla zorunlu olmadıkça radyolojik inceleme
yaptırmayınız.
- Her türlü canlı aşıdan sakınınız (Gerekli durumlarda salk polio aşısı, tetanoz
aşısı yaptırmanın sakıncalı olmadığı aklınızda bulunsun.
- Düşük riski yok ise son aya kadar cinsi ilişkide bulunmakta sakınca yoktur.
- Haftada en az bir kez ayakta; duş alır biçimde, ılık su ile banyo yapın.
- Meme bakımına özen gösteriniz.
- Sarkmayı önlemek için çok sıkı olmayan askılı, pamuk dokumalı sütyen giyiniz.
- Dolgunluğu önlemek için hafif parmak dokunuşları ile masaj yapınız.
- Bol su içiniz.
- C vitamini ve kalsiyum yönünden zengin gıdalar (Turuçgiller, süt ve süt ürünleri)
seçiniz.
- Lifli besinleri tercih ediniz.
- Gebelik boyunca 10-12 kg'dan fazla kilo almamaya özen gösteriniz.
Aşağıda durumlarda hemen hekime başvurunuz;
- Vajinal kanama: Düşük olasılığını gösterir. Bebeğin olduğu kadar annenin de
yaşamını etkileyebilir.
- Karında belirgin, sürekli ya da aralıklı ağrı olması: Dış gebelik, düşük, erken
doğum belirtisi olabilir.
- Fetus hareketlerinin artması ya da azalması. Fetusun sıkıntı içinde olduğunu
gösterir.
- Yüksek ateş titreme: Enfeksiyon belirtisidir.
- Bulanık ya da bozuk görme,
- Şiddetli baş ağrısı,
- İnatçı kusma,
- İdrar yaparken yanma, zorluk ya da az idrar çıkarma: İdrar yolları enfeksiyonunu
gösterir.
- Ellerde ayaklarda ya da yüzde şişme: Böbrek işlevlerinde bozukluğu gösterir.
15 Şubat 2008 Cuma
Gebelik Süresince Nelere Dikkat Edilmeli
Etiketler: baş ağrısı, dikkat, gebelik, Gebelik Süresince Nelere Dikkat Edilmeli, idrar, kanama, sağlık
13 Şubat 2008 Çarşamba
Ateş, baş merkezi, şiddetli bulantı
Son günlerde başta İngiltere olmak üzere bazı Avrupa ülkelerini kasıp kavuran, hastanelerin ve okulların kapatılmasına yol açan salgın hastalık nedir?
Daha önce bilinmeyen ve yeni ortaya çıkan bir hastalıkla mı karşı karşıyayız? Bu hastalıktan korunmak için neler yapılması gerekiyor?...
Memorial Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarlar Koordinatörü Doç. Dr. Kenan Keskin'in verdiği bilgilere göre, bu salgın hastalığın etkeni olan “Norovirus” aslında daha önceden bilinen ve tanınan bir virüs. Daha önceden bu virüse “norwalk like virus” adı veriliyordu. Bu virüs insanlarda, sindirim sistemini (mide ve bağırsaklar) tutan, bulantı, kusma, ishal ateş ve baş ağrısı şikayetlerine yol açan bir enfeksiyon hastalığına sebep oluyor.
Dünya üzerinde, bu etkenle olduğu kanıtlanmış, kayıtlara geçmiş pek çok salgın biliniyor. Bu salgınların büyük bir kısmı da; lüks restoranlar, oteller ve eğlence yerlerinde meydana geldi. Hatta yüksek fiyatlarla hizmet veren bir tur gemisinin yolcuları arasında da bu etkenle bir salgın meydana geldiği yolunda basında haberler yer aldı.
Bu Belirtileri Önemseyin!
Norovirüs’ü alan kişilerde 24-48 saat sonra; şiddetli bulantı, kusma, ishal, kimi zaman baş ağrısı ve ateş gibi belirtiler meydana geliyor. Hastalık 2-3 gün içerisinde kendiliğinden geçmekle birlikte özellikle küçük çocuklarda, yaşlılarda, düşkünlerde ve vücut direncinin düşük olduğu; kalp hastalığı, akciğer hastalığı, şeker hastalığı, kronik böbrek hastalığı gibi hastalıkları bulunanlarda şiddetli seyredebiliyor.
Hastalık sağlıklı bireylerde özel bir tedavi gerektirmiyor, kaybedilen sıvı ve tuzun ağız yoluyla alınmasıyla kendiliğinden iyileşme oluyor. Ancak yukarıda belirtilen, hastalığı ağır seyredenlerde hastanede yatarak destek tedavisi uygulanması gerekli olabiliyor.
Hastalık, sağlıklı insanlara, etkenin ağız yoluyla alınması sonucunda, bulaşıyor. Daha çok gıda hazırlayıcıları ve sunucularından (restoran, cafe, tabldot yemekhaneleri, oteller, hastaneler vb. mutfak ve yemekhanelerinde çalışanlar) yayılıyor ve bu yerlerde kontamine yiyecek ve içecekleri yiyen içen insanlara bulaşma oluyor. Bundan başka, hasta olan insanlardan, onların çıkarttıları ile temas eden hastalara da bulaşma olabiliyor.
Deniz Ürünleri ve Dondurulmuş Gıdalara Dikkat
Deniz ürünlerinin yenmesi ile de salgınlar meydana geldiği biliniyor. Etken virüs soğukta canlılığını koruduğundan, dondurulmuş besinlerden kaynaklanan salgınların olduğu da biliniyor.
Bir gıda maddesine Norovirüs karıştığı olduğu biliniyorsa bunun tüketilmemesi ve imha edilmesi önem taşıyor.
Ayrıca lağım suları ile kirlenme ihtimali olan çiğ sebze ve salata melzemelerinin çok iyi yıkanması ve bunlardan arta kalan çöplerin ortada bırakılmayıp, hemen çöpe atılması gerekiyor. Çok az miktarda virüs alınması, hastalık oluşumu için yeterli olduğu için hastalık, hızla yayılma ve salgın oluşturma eğilimi gösteriyor.
Korunmada En Etkili Yol Elleri Yıkamak
Özellikle gıda hazırlayan ve sunanların tuvaletten çıktıklarında mutlaka ellerini yıkamaları, sık sık banyo yapmaları, kısacası kişisel hijyen kurallarına riayet etmeleri büyük önem taşıyor. Hastaların kullandığı çamaşır, masa örtüsü ve benzeri tekstil ürünlerinin ise yüksek sıcaklıkta yıkanması gerekiyor.
Bundan başka hasta olanların uygun süre (norovirüs enfeksiyonu tanısı konulan gıda hazırlayıcı ve sunucularında iki hafta) işlerine ara vermeleri, diğer bireylerin ise hastalık süresince evde istirahat etmeleri uygun oluyor.
Bir kişi bu hastalığa birden çok kez yakalanabilir, çünkü virüsün farklı serolojik tipleri (farklı antijen yapısına sahip tipler) bulunuyor ve bunlardan birisi ile hastalanan kişilerde, o tipe karşı oluşan antikorlar, diğer tiplere karşı koruyuculuk sağlamıyor. Etken virüsün bu özelliği nedeniyle bir koruyucu aşısı da geliştirilemiyor.
Etiketler: Ateş, baş ağrısı, ishal, kusma, sağlık merkezi, salgın hastalık, şiddetli bulantı
Yeni bir salgın mı geliyor
Son günlerde başta İngiltere olmak üzere bazı Avrupa ülkelerini kasıp kavuran, hastanelerin ve okulların kapatılmasına yol açan salgın hastalık nedir?
Daha önce bilinmeyen ve yeni ortaya çıkan bir hastalıkla mı karşı karşıyayız? Bu hastalıktan korunmak için neler yapılması gerekiyor?...
Memorial Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarlar Koordinatörü Doç. Dr. Kenan Keskin'in verdiği bilgilere göre, bu salgın hastalığın etkeni olan “Norovirus” aslında daha önceden bilinen ve tanınan bir virüs. Daha önceden bu virüse “norwalk like virus” adı veriliyordu. Bu virüs insanlarda, sindirim sistemini (mide ve bağırsaklar) tutan, bulantı, kusma, ishal ateş ve baş ağrısı şikayetlerine yol açan bir enfeksiyon hastalığına sebep oluyor.
Dünya üzerinde, bu etkenle olduğu kanıtlanmış, kayıtlara geçmiş pek çok salgın biliniyor. Bu salgınların büyük bir kısmı da; lüks restoranlar, oteller ve eğlence yerlerinde meydana geldi. Hatta yüksek fiyatlarla hizmet veren bir tur gemisinin yolcuları arasında da bu etkenle bir salgın meydana geldiği yolunda basında haberler yer aldı.
Bu Belirtileri Önemseyin!
Norovirüs’ü alan kişilerde 24-48 saat sonra; şiddetli bulantı, kusma, ishal, kimi zaman baş ağrısı ve ateş gibi belirtiler meydana geliyor. Hastalık 2-3 gün içerisinde kendiliğinden geçmekle birlikte özellikle küçük çocuklarda, yaşlılarda, düşkünlerde ve vücut direncinin düşük olduğu; kalp hastalığı, akciğer hastalığı, şeker hastalığı, kronik böbrek hastalığı gibi hastalıkları bulunanlarda şiddetli seyredebiliyor.
Hastalık sağlıklı bireylerde özel bir tedavi gerektirmiyor, kaybedilen sıvı ve tuzun ağız yoluyla alınmasıyla kendiliğinden iyileşme oluyor. Ancak yukarıda belirtilen, hastalığı ağır seyredenlerde hastanede yatarak destek tedavisi uygulanması gerekli olabiliyor.
Hastalık, sağlıklı insanlara, etkenin ağız yoluyla alınması sonucunda, bulaşıyor. Daha çok gıda hazırlayıcıları ve sunucularından (restoran, cafe, tabldot yemekhaneleri, oteller, hastaneler vb. mutfak ve yemekhanelerinde çalışanlar) yayılıyor ve bu yerlerde kontamine yiyecek ve içecekleri yiyen içen insanlara bulaşma oluyor. Bundan başka, hasta olan insanlardan, onların çıkarttıları ile temas eden hastalara da bulaşma olabiliyor.
Deniz Ürünleri ve Dondurulmuş Gıdalara Dikkat
Deniz ürünlerinin yenmesi ile de salgınlar meydana geldiği biliniyor. Etken virüs soğukta canlılığını koruduğundan, dondurulmuş besinlerden kaynaklanan salgınların olduğu da biliniyor.
Bir gıda maddesine Norovirüs karıştığı olduğu biliniyorsa bunun tüketilmemesi ve imha edilmesi önem taşıyor.
Ayrıca lağım suları ile kirlenme ihtimali olan çiğ sebze ve salata melzemelerinin çok iyi yıkanması ve bunlardan arta kalan çöplerin ortada bırakılmayıp, hemen çöpe atılması gerekiyor. Çok az miktarda virüs alınması, hastalık oluşumu için yeterli olduğu için hastalık, hızla yayılma ve salgın oluşturma eğilimi gösteriyor.
Korunmada En Etkili Yol Elleri Yıkamak
Özellikle gıda hazırlayan ve sunanların tuvaletten çıktıklarında mutlaka ellerini yıkamaları, sık sık banyo yapmaları, kısacası kişisel hijyen kurallarına riayet etmeleri büyük önem taşıyor. Hastaların kullandığı çamaşır, masa örtüsü ve benzeri tekstil ürünlerinin ise yüksek sıcaklıkta yıkanması gerekiyor.
Bundan başka hasta olanların uygun süre (norovirüs enfeksiyonu tanısı konulan gıda hazırlayıcı ve sunucularında iki hafta) işlerine ara vermeleri, diğer bireylerin ise hastalık süresince evde istirahat etmeleri uygun oluyor.
Bir kişi bu hastalığa birden çok kez yakalanabilir, çünkü virüsün farklı serolojik tipleri (farklı antijen yapısına sahip tipler) bulunuyor ve bunlardan birisi ile hastalanan kişilerde, o tipe karşı oluşan antikorlar, diğer tiplere karşı koruyuculuk sağlamıyor. Etken virüsün bu özelliği nedeniyle bir koruyucu aşısı da geliştirilemiyor.
Etiketler: Ateş, baş ağrısı, ishal, kusma, sağlık merkezi, salgın hastalık, şiddetli bulantı
22 Ocak 2008 Salı
Her baş ağrısı migren değildir
Pek çok kişi her baş ağrısını migrenle özdeşleştirir. Oysa migren sanılan baş ağrılarının çoğu, migren değildir. Baş ağrılarının çeşitli nedenleri olabilir.
Başım ağrıyor diye, her gün karşılaştığımız kişilerden en az bir kaçı şikâyet eder. ''Geçmiş olsun, ne oldu?'' deyince de çokluk, ''Migren herhalde'' der geçiştirirler. Çoğu kişi özellikle yaşları biraz ilerleyince, her baş ağrısını migrenle özdeşleştirir. Böyle migren sanılan baş ağrılarının pek çoğu, migren değildir ve çeşitli sebeplere bağlıdır. Baş ağrısı eğer sık sık oluyor veya sizi rahatsız edecek kadar uzun sürüyorsa muhakkak doktorunuzla görüşmelisiniz. Unutmayın normalde insanın herhangi bir yeri ağrımadığı gibi, başı da ağrımaz. Yorgunluğa, kas gerginliğine, soğuk algınlığına bağlı baş ağrıları olabileceği gibi bazı baş ağrıları da ciddi sebeplerden kaynaklanıyor olabilir. Migren tipi baş ağrıları genellikle bulantı, kusma ve ışığa karşı duyarlılığın eşlik ettiği, oldukça şiddetli baş ağrılarıdır. Yarım baş ağrısı olarak da bilinir ve birçok tipi vardır.
Kalıcı bir hasar vermese de milyonlarca kişinin yaşamını etkileyen migren, kadınlarda erkeklere göre üç kat daha sıktır. Migrenli kadınların dörtte birinde ayda dört veya daha fazla migren krizi gelişmektedir. Migren krizleri birkaç saat veya birkaç gün sürebilir.Migrenli kişilerde yorgunluk, parlak ışıklar, hava değişiklikleri ve başka etmenler gibi migren tetikleyicilerinden etkilenme eğilimi olduğu biliniyor. Migrenin kesin nedeni bilinmese de beyindeki değişimlerle ve genetik faktörlerle ilgili olduğu düşünülüyor. Beyinde bir ''migren ağrısı üretim merkezi'' nin var olduğu kabul ediliyor. Buradaki aşırı aktif sinir hücreleri kan damarlarına sinyaller gönderdiklerinde onların önce büzülmesine sonra genişlemesine ve ağrıyı başlatan prostaglandinler, serotonin ve başka maddelerin salınmasına neden olabiliyor. Genellikle belirsiz bir ağrı biçiminde başlayarak, zonklayıcı bir ağrı gelişir. Ağrı çoğunlukla fiziksel
Migrenin tedavisi var mı?
Migrenin direkt tedavisi yoktur. Doktorunuzun yönetiminde ilaç tedavisi ve tetikçilerden kaçınılması, migren krizlerinin sıklığını ve şiddetini hafifletir, zamanla da şikayetler çok azalıp, kaybolabilir de. Doktor kontrolünde kullanılan ağrı kesiciler, bulantı kesiciler, migrenin ilk belirtisiyle alındığında migren krizini durduran ilaçlar ve ayda iki üç defadan fazla kriz yaşayan hastalarda düzenli kullanılan önleyici (profilaktik) ilaçlarla, bugün migren tedavisinde önemli mesafeler alınmıştır. Biofeedback denen, bilinçlenip, kendinizi tanıyıp, kendinizi kontrol etme metodundan migren şikâyetlerinde çok fayda sağlandığı söylenmektedir. Biofeedback kişilerin migreni tetikleyen durumları anlamalarına ve hazırlanmalarına yardımcı olur. Özellikle migren yavaş yavaş başlıyorsa, tümüyle yerleşmeden önce ağrıyı durdurabilir.
Migren günlüğü tutun
Regl dönemlerinde migren yakınmaları olanlar, âdetleri yaklaşırken önleyici tedaviye başlarlarsa çok yarar görürler. Düzenli yemek, yeterli istirahat ve düzenli egzersiz, migrenin önlenmesine yardımcı olabilir. Gevşeme ve stres yönetimi teknikleri de migren krizlerini önleyebilir ya da şiddetini azaltabilir. Bir ''migren günlüğü'' tutarak örneğin belirli yiyecekler, yorgunluk ya da stres gibi baş ağrısını başlatan faktörleri ve baş ağrısı tipini izleyebilirsiniz. Böylece migren ataklarınızın sıklığını, tipini, şiddetini ve ağrıyı tetikleyen faktörleri saptamanız, mümkün olabilir. Ağrı ile bağlantılı faktörlerden kaçınarak, gelecekte migren krizlerini önleyebilirsiniz. Migren günlüğü, doktorunuza siz daha iyi tanıtacaktır ve doktorunuzun size uygun ve özel bir tedavi vermesine yardımcı olacaktır. Teşhisini ve tedavisini muhakkak doktorunuz yapmalıdır. Başı ağrıyan yakınlarınızın tavsiyeleri, her zaman size uymaz. Bu ağrının altında yatan başka bir sebep varsa size zaman kaybettirerek zarar dahi verebilir.
Migren krizini tetikleyen faktörler
Duygusal stres Âdet dönemleri Normal uyku düzenindeki değişimler Aşırı yorgunluk Belirli yiyecekler ve içecekler Aşırı kafein alımı veya yoksunluğu Öğünlerin atlanması; açlık Hava durumundaki değişiklikler Egzersiz Sigara Parlak veya yanıp sönen ışıklar Kokular Besinlerdeki doğal kimyasallar, besin katkıları ve içecekler de migren krizlerini tetikleyebilir Eski peynirler: rokfor, mozzerella, beyaz peynir, sedar, parmesan (bunların içindeki tiramin) Alkol: kırmızı şarap, bira, viski, şampanya Kafein: Kahve, çikolata, çay, kola, sodalı içecekler Salam, sosis, füme etler (içindeki nitrat ve nitrit) Ekmek ve unlu mamuller Kuruyemişler Füme veya kurutulmuş balık veya et Patates cipsi, pizza, yer fıstığı, kaz ciğeri Bazı Çin yemeklerindeki monosodyum glutamat Migren belirtileri Aşırı yorgunluk hissi Baş dönmesi Görme bulanıklığı İshal Solukluk İştahsızlık Işığa, sese ve kokulara karşı duyarlılık Bulantı ve kusma, mide bozukluğu, karın ağrısı Kendini çok sıcak ya da soğuk hissetme
Etiketler: baş ağrısı, migren, migren günlüğü, migren krizi, migren tedavisi
Bazı yiyeceklere dikkat!
Bazı yiyeceklerin bazı kişiler üzerinde baş ağrısı yapabildiği, migreni olan hastaların öğün atlamaması, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmesi gerektiği belirtildi.
Gazi Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay ANKA'ya yaptığı açıklamada, özellikle yoğun baş ağrısı çeken vatandaşlara, yaşam tarzlarında değişiklik yapmalarını önerdi. Vatandaşlara 'spor yapın, stresten uzak durun ve sizde hangi yiyeceklerin baş ağrısı yaptığını tespit edinö diyen Bolay, bazı yiyeceklerin, bazı kişilerde baş ağrısını tetiklediğini hatta artırdığını açıkladı. Bolay, baş ağrısına neden olan yiyeceklerle ilgili şunları söyledi:
'Aynı gıda herkeste migren ağrısını tetiklemiyor. Ortak baş ağrısı yapan gıdalar arasında tunçgiller familyası var. Tabi ki bu turunçgillerin yenmeyeceği anlamına gelmiyor. Herkes belli miktarda almalı. Örneğin herkeste geçerli değil ama kafein, süt ve süt ürünleri, mayalı yiyecekler, eskimiş kaşar, koruyucu maddeler içeren yiyecekler, kurutulmuş et, sosis, salam gibi yiyecekler, hazır gıdaların içindeki tatlandırıcılar, konserve yiyecekler, fındık, fıstık, yer fıstığı, kırmızı şarap, balık, bira, çikolata baş ağrısını belirgin şekilde artırabiliyor.ö Bolay, yiyeceklerin baş ağrısını artırması konusunda tek başına etken olmadığına işaret etti. Bolay, stres, uykusuzluk ve hormonel dengesizliğin de baş ağrısı yaptığını kaydetti. Bir yiyeceğin alındıktan birkaç gün sonra bile oluşacak baş ağrısını tetikleyebildiğine dikkat çeken Bolay, bu nedenle hastalara ağrı günlüğü verdiklerini, bu günlüğe göre baş ağrısına nelerin sebep olduğunu bulmaya çalıştıklarını dile getirdi.
Yağdan uzak durun
Bazı kişilerin çocukluktan itibaren bazı yiyeceklerden uzak durduklarını ve bu yiyeceklerin kişide rahatsızlık yaratabildiğini söyleyen Bolay, 'Örneğin çocukluğundan bu yana dondurmadan uzak duran kişiler varö dedi.Başağrısını geçirmek için hayat tarzının değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Bolay, yağdan daha fakir gıdaların tercih edilmesi, stresi azaltmak ve kilo vermek için spor yapılması, daha olumlu düşünülmesi, içilen su miktarının artırılması (günde en az 1-1.5 litre) gerektiğine vurgu yaptı. Bolay fazla kilonun baş ağrısı yaptığına dair bulgular olduğunu ifade etti. Bolay, baş ağrısını gidermek için yine kişiye özgü çözümler bulunduğunu belirterek, 'Kimi vatandaş duş yaparak, kimi nane yağıyla, kimi buz ile masaj yaparak baş ağrısını giderebiliyor. Ama bazı ağrılar var ki bu ağrılara mutlaka ilaç gerekiyor. Bu nedenle özellikle migreni olan hastalar doktora giderek kendilerine en uygun ilacı almalı ve ağrının başlayacağını hissettikleri an ilacı içmeliler. Aksi halde fazla ilaç kullanmak da zaman zaman baş ağrısı yapabiliyor. Ayrıca migreni olan hastalar öğün atlamamaya dikkat etmeli, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye özen göstermelilerö diye konuştu.
Etiketler: baş ağrısı, migren ağrısı, turunçgiller, yağ, yiyecek